Çünkü “itibardan tasarruf olmaz” diye saraylar, uçaklar, yatlar istifleyen değil yangını söndüren, oteli denetleyen, aç olanı doyuran, hastaya ve yaşlıya bakan, bebeğe kreş, çocuğa okul, gence eğitim getiren, sokakta güvenle yürüten, evde huzurla uyutan devlet lazım halka.
Posts by Can Soyer
Sokak hayvanları bu nefretin öznesi değil nesnesi, bu korkunun nedeni değil hedefi, düşmanlığın tarafı değil mağdurudur.
Düşmanlaştırma ve düşman addedilene yönelik sadist histeri basbayağı bir iktidar tekniğidir ve birkaç caninin ihtirasından ibaret değildir. Bu teknik önce emeği, sonra toplumu, sonra da tüm canlılığı sadistik bir nefretin hedefi haline getirerek disipline etmek için kullanılır.
Bugün Karl Marx’ın doğum günü. Ömrünü proletaryanın kurtuluş mücadelesine adamış bu büyük devrimci, 5 Mayıs 1818 günü Trier’de (Almanya) doğdu ve hayatı sonlanana kadar dünyayı değiştirmek için çalıştı.
#KarlMarx
Bilimsel sosyalizmin kurucusu; işçi sınıfının eşitlik, özgürlük ve kardeşlik mücadelesinin kılavuzu Karl Marx 207 yaşında.
Anlatılanın bizim hikayemiz olduğunun bilinciyle tüm dünya emekçilerinin yeni zaferlerine yürüyoruz!
Güle güle ağaçların da vekili…
Güle güle Sırrı abi…
1 Mayıs İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü kutlu olsun!
1 Mayıs filmimiz yayında!
1 Mayıs’ın tarihçesini ve önemini konu alan kısa filmimiz, “Uzun Devrim Koşumuzun 1 Mayıs Kıvancı” yayında. 1 Mayıs filmimizi değerli sanatçılarımızdan Barış Atay seslendirdi. Filmimizin tamamını YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz.
youtu.be/_XqOjxOs3RI?fe…
19 Mart darbesi, direniş ve haysiyet mücadelesi...
Yazar Can Soyer (@mcnsyr.bsky.social) dar alan'da konuğumuz oldu👇🏽
💬“İktidarla iç içe bir elit grubu Türkiye'yi sömürgeleştirmiş durumda”
💬“İktidarın elitler-garibanlar söylemi ters yüz oldu”
youtu.be/yEEaFs6P1sc
Türkiye en çok işgal edilmiş ve şiddet yoluyla sömürgeleştirilen bir ülkeye benziyor ve buna karşı mücadelenin de bu “iç sömürgecilere” karşı halkın kendi kaderini kendi ellerine alma; kendi geleceğini, kendi bağımsızlığını, kendi memleketini ve haysiyetini kurtarma mücadelesine benzemesi gerekiyor.
Türkiye’nin bugünleri en çok bir ülkenin tüm varlıklarına, kaynaklarına, kurumlarına el koyan; o ülke insanlarının temel haklarını, yaşam alanlarını, güvenlik ve geleceklerini gasp eden; bunu tümüyle zor kullanımı ve cezalandırma yöntemleriyle sürdüren bir çıkar şebekesinin sömürgeciliğine benziyor.
Türkiye’de yaşananları hukuksal bakımından yorumlamak mümkün, doğru ve de gerekli değil. Benzer biçimde, yaşananları bir hükümetin kötü idaresi olarak değerlendirmenin de anlamı yok. Hukuk, yasa, yargı ve olağan bir düzenin kurumları, teamülleri, gelenekleri çok önceden ve bugünler için yok edildi.
Bugün bir mücadele şuradan başlamak zorunda: İnsanın sağlıklı ve onurlu biçimde yaşayabilmesi için zorunlu olan temiz su ve gıda, güvenli barınma, nitelikli eğitim ve sağlık, iletişim gibi hizmetler kamusal olarak ücretsiz sağlanmalıdır. Bir insanın zorunlu ihtiyacı birilerinin kazanç kapısı olamaz.
Hem alışmakta hem de idrak etmekte hala zorlandığımız şey ise yaşadığımız coğrafyanın bizim için bir ülke, iktidar eliti içinse bir şirket olarak görüldüğü gerçeği. Biz ona geleceğimizi de bağladığımız bir yuva olarak bakıyoruz; onlarsa servet edinecekleri karlı bir yatırım olarak. Fark bu…
Depremin hatırlatması gereken şeylerden biri de en temel insan haklarının bile gasp edilmiş ve sömürgeleştirilmiş olduğu gerçeği. Bugün bir kişi 300 tane konuta sahip olabilirken, milyonlarca insanın depremde çökeceği kesin evlerde yaşamaya mahkum edilmesi bu gaspın ta kendisi.
Dünya proletaryasının ve ezilen halkların dostu, önderi VLADİMİR İLYİÇ LENİN 155 yıl önce bugün, 22 Nisan 1870'te doğdu.
#Lenin155Yaşında
“Türkiye’de küstah bir iç sömürge rejiminin, halka kin ve küfür kusan azgın bir azınlığın, hiçbir şeye sahip olmayan bizleri ‘tuzu kuruluk’ ve ‘elitlik’ ile yaftalayıp kendisini gariban diye pazarlayanların, yani basbayağı tuzu kuru bir faşist elitin tutunduğu koltuk şu anda hayli sallanıyor.”
Korkacak mıyız arkadaşlar?
Bize diyorlar ki: “Siz siyasete karışmayın.”
Sizin siyasetiniz bizden bir gelecek çaldı!
“O boşluk, sadece iktidar tarafından değil muhalefet tarafından da yalnız bırakılan, horlanan, azarlanan insanların tasasıyla yaratıldı. Bastırılmak istenen her şey o boşlukta boğuldu. Bastırılanın geri dönerken o boşluktan, o boşluğun karanlığından fırlaması tesadüf değil.”
Halk iradesi, Saray idaresine üstün gelecek!
“Biz bu ülkeye güzel şeyler kazandırmaya çalışan, bu ülkenin gariban çocuklarıyız.”
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden arkadaşımız Gamze, tutuklu sıra arkadaşlarımız Ayşegül ve Bora’nın mektuplarını okudu.
Gençlik biat etmez!
Dayanışma Sahnesi’nde Ece arkadaşımız liselilerin sesini yükseltti! Bu ses; ortak bir öfkeden, ortak bir umut ve iradeden doğdu.
Lise Koordinasyon Ağı’yla liselilerin sözünü şehir şehir büyütüp her okuldan temsilcilerle düzeni değiştirme iradesini örgütlüyoruz!
Sen de bu örgütlü gücün parçası ol!
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, 19 Mart darbe girişiminden bu yana ciddi sağlık sorunları yaşamasına rağmen Silivri'de tutuluyor.
Hakkında mahkumiyet kararı dahi bulunmayan Mahir Polat'a yapılan işkencedir. Tutukluluk durumuna derhal son verilmelidir!
“Bu mücadele, ölene kadar koltuğa yapışmak için akla gelebilecek her türlü kurnazlığa başvuranlara karşı. Ancak, bunun yanında, ana muhalefet koltuğunun da sokaklarda yükselen itirazdan payına düşenler oldu.”
Can Soyer - Butik Muhalefete Dersler
www.ayrim.org/guncel/butik...
ayrım bluesky’da…
Merhaba Bluesky!