konuyla ilgili hala komiklik şaka yapmaya çalışanı görünce engelliyorum.
Posts by txati.jr
istanbul’da kar sevincini anlarim da, isvec’te de kar yagdi diye sevinip video atan isvecliler var. kahvalti ustune ne dusunursunuz bilmem ama karin mutlulukla bir ilgisi olmali.
Post a photo you took with no context to bring some Zen to the timeline.
bada bastu şenliğiyle bu sene eurovision’a gidecek şarkılara bi göz atayım dedim de, avusturya bey n’apıyorsunuz? şurada iki eğlenelim demiştik, bu kadar ayarsız bir eziciliğe gerek var mıydı bilmiyorum. dinlerken sırtımdan başımın tepesine tüylerim ürperdi. 1.belli, herkes 2.liğe oynayacak bu sene.
bugun tv4’te kaj ve måns’la bir arada röportaj yaptilar. bir kismi:
peh
favori olan’dan kasit måns zelmerlöw ise onu zaten hic gozum tutmamisti, tam bunu yapabilecek biri izlenimi uyandiriyor. umarim finali en fazla 4.-5. falan kapatir.
öte yandan,bastu eglenceli, akilda kalici sarki, stratejik olarak da ust siralarda bi yerlerde bitirir ama birincilik icin zor sanki.
insan hariç her canlı ve şimdi de ai universal ortak bir dil kullanıyor. hadi hayvanlardan daha karmaşığız diye kendimizi pohpohladık yuttuk bunca zaman, ama daha dünkü kod hemen ortak dile geçiyor. bir de daha hızlı diyor insan dilini ağır bulduğu için (haklı)
www.iflscience.com/watch-two-ai...
yer elması kadar kafa karıştırıcı bi bitki var mı bilmiyorum. ingilizcesi jerusalem arthicoke, yani kudüs enginarı. fakat ne elmayla ne enginarla alakası var, beklenmedik bir şekilde ayçiçeği familyasına dahil. ve patatese benziyor. bi mesleği olsa ajan olurdu.
eski ingilizcedeki thou, thee, thy, thine, germen dillerine dayanıyor. isveççede de du: sen (thou), dig: sana, seni (thee), din: senin (thy, thine) benzer.
alakasız thy bonus, “globally yours” sloganı havayolu olan “thy”’nin “your” iyelik sıfatı anlamına da gelmesiyle ilişkili bir kelime oyunu.
aya küçük kırmızı bir ev göndermek tam isveçli bir hareket. vizyon, teknoloji, sanat, mesafe, ruh, sıcaklık, insan…
6-7 yıllık bir çalışmada 14% ölüm oranı biraz ürkütücü değil mi? örneklem sağlıklı olmayan insanlardan mı oluşturulmuş acaba, özet sayfasını okudum ama bahsedilmemiş.
öncesinde, eski almancada, yine hediye gibi daha olumlu bir anlamı varken, entrikalı, düşmanlı, korkulu karanlık ortaçağ döneminde, muhtemelen arkadan iş çevirirken üstü kapalı bir şekilde kullanılageldi ve anlamı hediye’den zehire evrimleşti.
iki kişinin kendisini birbirine vermesi, bu yüzden fiil hali refleksif zamirle kullanılıyor: gifter mig: evleniyorum; gifter dig: evleniyorsun; gifter sig: evleniyor… gibi. yani kendimi veriyorum, kendisini veriyor.
zehir anlamı ise ortaçağ almanya’sında yine vermek’ten gelmiş. aslında ++
sv: gift, isveççe hem “evli”, hem “zehir” anlamına geliyor. yani şakalı bi kelime.
anlam bu kadar başka olsa da, köken aynı. iki anlamda da vermek’le ilgili. “give”, isveççesi “ge”, eski norsçada “gefa”’dan geliyor. ingilizce hediye anlamı da aynı kökten.
isveççede evlilik ++
vind-auga, yani rüzgar-gözü anlamından türemiş.
ikisi de muhtemelen vikingler sayesinde taşınmış. isveç’e roma imparatorluğundan gelirken, buralardaki ifadesi de britanya’ya taşınmış.
sv: fönster
en: window
ilginçtir ki isveççesi latince kökenliyken, ingilizcesi iskandinav kökenli.
fönster, antik roma mimarisinde binalarda hava ve ışık girmesi için yapılan, “fenestra”’ adı verilmiş açıklıklar. anatomide de vücuttaki küçük açıklıklar için kullanılıyor.
window ise eski norsçada++
gundemde isvec ve letonya arasinda, baltik denizi altindan gecen bir fiberoptik kablonun kop(aril)masi var. haberlesme alternatif yollar sayesinde kesintiye ugramamis. ancak sabotaj oldugundan supheleniliyor. nato destegiyle supheli gemiler inceleniyor ve deniz devriyelerini artirma karari alinmis.
öz isveççe kullanalım, dilimizi saflaştıralım denilse “medandas” diye uyarlanırmış.
med: birlikte
andas: nefes almak
sv: konspirera
en: conspire
latince kökenli;
con: fiile birlik beraberlik katan ön ek.
spirare: nefes almak.
yani düz kelime anlamı, birlikte nefes almak.
biriyle birlikte nefes ala ala gizli saklı iş çevirmeye evrilmiş.
türkçe’deki “içtiği su ayrı gitmemek”, “aynı kaba sçmak” da benzer anlam.
dil öğrenme yeteneğim yerle yeksan ama neyse ki etimoloji diye bir şey var da işe zevkli bi heyecan katıyor. bulduklarımı arada buraya not alacağım. bugün başlıyorum.
isveç’te hükümetin üzerinde çalıştığı bir konu: gençler askerlik yapmak yerine sağlık alanında kamu hizmeti eğitimi alsa nasıl olur? hem olası bir savaş sırasında sağlık personeli sıkıntısı yaşanmaz, hem de mevcut sağlık sistemine faydası olur.
sonra da yakın dostuyla mars’a taşınacak.
erteliyorum, öyleyse yarın da varım.