Nevsâl-i Afiyet, 1315 [1897/98]
... en meşhuru İngilizlerin "futbol" dedikleri şiddetli top oyunu
ve yine onların "kriket, lavn tenis [lawn tennis], ve golf" oyunlarıdır.
Fakat bunlardan mada her kavmin kendine mahsus olmak üzere meşhur
Posts by M. Ali Kara | Cynic & Skeptic
If you're working on projects at the intersection of classical languages, historical research, or digital text archives, I'd love to connect! DMs open. Let's collaborate! #DigitalHumanities #OttomanStudies #PersianLiterature
Editor for historical or classical texts
Lexicography and dictionary projects
Digital humanities and text archive projects
Language instructor (Persian, Ottoman Turkish, or academic English)
I'm open to international opportunities and collaborations in roles like: Ottoman Turkish researcher
Persian-Turkish-English translator
Manuscript or archive researcher
Philology or linguistics research assistant
Currently, I'm developing digital projects to collect and index historical texts, blending philological rigor with digital humanities methodologies. Excited about bridging the past and present through tech!
I'm deeply interested in lexicography, historical dictionaries, manuscript traditions, and Ottoman periodicals. These areas fuel my passion for preserving and interpreting linguistic heritage.
My expertise covers Turkish, Persian, and English, with a strong emphasis on Turkish-Persian translation, editorial work on historical texts, and archival research involving Ottoman documents.
My work focuses on reading historical texts in original scripts, creating transliterations and critical editions, and making classical sources accessible to modern readers and researchers. #HistoricalLinguistics
Hello! I'm a Turkish-Persian philologist and translator specializing in Ottoman Turkish, classical Persian, and historical linguistics. #Philology
Do I know anyone in Istanbul who can do me a huge favour in the next few days? It relates to my mother.
I am unfortunately not in Istanbul.
İstanbul dilindeki salatalık sözünün aslı ise, bildiğimiz salata’dır, ki esasen İtalyancada “tuzlu” manasına gelen insalata’dan gelmedir. Dilimizde bu sözün eskiden beri ilk hecesinin hazfedilerek salata şeklinde kullanıldığını ve Kanuni Sultan Süleyman’ın sofrasında galiba–yeşil olsun olmasın–her..
1896 yılında rüştiye (ortaokul) öğrencisi Zeki'den katışıksız Türkçe yazmayı öneren Malumat'a teşekkür: "Oh şimdi ne âlâ oldu, artık her yazılanı anlayacağım."
Eğer biz lisanımızdan Arabi, Farisi terkipleri, kaideleri kâmilen çıkarmağa müvaffak olabilirsek Padişahımız Efendimiz Hazretlerinin açtıkları şu terakki devrinde bir büyük adım atmış oluruz.
Dehkhoda’s entry on otaq mentions the suspicion of an Arabic origin
In the entry of otaq (اتاق), Dehkhoda suggests an Arabic origin (وثاق) as a probability. The variants of the term indicate different periods and multiple Turkic source languages. Despite this and the AI vandalism in Wikipedia (see img. 2), the term has an indisputable Turkic origin. #etymology
Sesçe "çöp" biçimine girmesi için Türkçe çöp ile ilişkiye girmesi gerekmiyor, anlamca da büyük oranda "çubuk" anlamını koruyor görünüyor. Dolayısıyla ses ve anlam temelinde bir ilişki olduğunu görmüyorum.
Farsçadan Türkçeye sözcük alınışındaki ses ikamelerinden birisini açıklamaya / göstermeye uğraştım:
Selam Bird!
Me neither
Velhasıl buna soyut, onu beğenmezsek manevi gibi bir şey demek daha güzel olmaz mı?
İngilizce intangible'ın "somut olmayan" diye çevrilmesini gördüğümde bunun başka dillere nite çevrildiğini merak ettim. Kazakça karşılığı бейматериалдық yapıca bizim galatçıların çokça ilgisini çekerdi: бей- (bei-, "bî") + материал (material "materyal") + -дық (-dyq "-lık"), yani "bîmateryallik."
It really makes me laugh when people, talking about Turkey's geography, say it's partially in Europe. They don't seem to realize that Europe is not a continent in any geographical sense, but a sociopolitical construct.
Duhuliye “giriş ücreti,” ikramiye “ikram parası,” sarrafiye “sarraf hakkı,” simsariye “simsar komsiyonu,” tekaüdiye “emeklilik maaşı” gibi sözcükler ilkine örnek iken mahiye “aylık ücret,” saliye “yıllık ücret” gibi sözler galatlara örnek sayılabilir.
İkinci parça ise Arapçada nispet ekinin dişil biçimi olup türetmelerde de sıkça kullanılan +iyye(t). Bu ekin geldiği bir öbek sözcükte “… ücreti” anlamı kastedilir ve bunların bir kısmı da “galat” addedilir.
İlk parça, Fıransızcadan gelme garson (onların yazmasıyla garçon) “oğlan; delikanlı; (restoranda vs.) müşterilere hizmet eden kimse.”
Sözcüğe dönecek olursak, bu yabancı bir sözcük değil, yahut bir bütün olarak yaban ellerden gelmemiş de burada biz iki parçasını birleştirerek üretmişiz. Turizm sektörü dedik bu da herhalde montaj sanayii sayılır.
Bu da aslında Türkiye’de turizm politikalarının başladığı döneme denk geliyor. Turizm ve Tanıtma Bakanlığı, 1963’te kurulmuş. Zaten Google Kitaplar’da garsoniye’nin geçtiği yabancı dildeki kitapların neredeyse tamamı turizm sektörüyle ilişkili.
60’larda basılan Lloyd Balderston Swift ve Selman Ağralı’nın Turkish: Basic Course’unda “service charge” karşılığıyla verilmiş. Google Kitaplar’da 50’lerden bir-iki eserde de çıkıyor, böylece ortaya çıkışı veya görünüşünü 50’ler-60’lar diye belirleyebiliriz.