Ey ahmaku’l-humakadan tahammuk etmiş sarhoş ahmak! Başını zahiren mutantan batinen kof düşünce bataklığından çıkar, önüne bak. Asırları aydınlatan Peygamberin nurlu yolunu ve onun hizasında sıralanmış nurlu simaları göreceksin. Gerçi gözü kör, kulağı sağır ve aklı dar olan ne anlayabilir ki… Heyhat!
Posts by Reflection Crumbs
gafil ve kendisinin sahibi ve kendisini başı-boş zanneden ve ecdadıyla ve her gün artan mülkü ile iftihar eden ama kabir kapısında hepsinin çekip gideceğini unutan nefsim.. yazık değil mi sana verilen emanetleri zayi etmek.. kendini o büyük ateş çemberine güle oynaya atmak.. dikkat et ve düşün!
kainatta cereyan eden musibetler ve zülümler
sırr-ı tevhidle herşeyin yüzünde O’nun görünmesi
Ruhu musibetlerle boğuşan ve zülmun gölgesinde kalan her bir insan, bir ışık bir çiçek bir meyve arayışında..Kalb gerçek sebebi unutunca görünenlerin dehşeti onu daha da sıkıyor.. Halbuki, birleştiren o gizli sır umutsuzlukları mutluluğa çeviren bir iksir gibi. Dağınık sebepler ne kadar da karanlık.
2400 years ago, the Athenians came to the island of Melos with a simple proposition:
- submit or be destroyed.
The dialogue that followed reveals the naked logic of power.
For more 👇👇👇
Bir müslümanın düşünce dünyasını tabi ki yansıtmıyor bu diyalogların herhangi bir tarafı... Yine de günümüz güç sahiplerinin bakışını gayet güzel özetliyor bence. Güç politikalarının temel saikini bir diyalog üzerinden okumamıza imkan veriyor.
Sonuç: Meloslar teslim olmayı reddetti. Atinalılar şehri kuşattılar ve ele geçirdikten sonra tüm erkekleri öldürdüler, kadın ve çocukları köle olarak sattılar. Melos’a Atinalı kolonistler yerleştirdiler.
Uzun ve detaylı hali için 👇👇👇👇
Meloslar: “700 yıldır özgür olan şehrimizi bir anda esaret altına vermeyeceğiz. Ümidimizi Sparta’ya ve tanrılara bağladık.”
Atinalılar: “Ümit, tehlikenin tesellicisidir ama zayıfları yıkıma sürükler. Gerçekçi olun - teslim olun.”
Meloslar:“Adaletsizce saldırıyorsunuz. Tanrılar bizi koruyacak, Spartalılar da yardımımıza gelecek.”
Atinalılar:“Tanrılar konusunda sizden daha az ümitli değiliz. Güçlü olan yönetir-bu doğanın kanunudur.Spartalılara gelince, onlar kendi çıkarları söz konusu olmadığında kimseyi kurtarmaya gelmezler.”
Vakti olmayanlar için Atinalılar ile Meloslar arasındaki diyalog şöyle özetleyelim:
Atinalılar: “Hakkaniyet meselesi sadece eşit güçler arasında geçerlidir. Güçlü olan yapabildiğini yapar, zayıf olan da katlanmak zorunda olduğuna katlanır.”
"Zayıflar" ve Güçlülerin mücadelesi tarih boyunca hep olagelmiş.
Kur'an'ın bütününü okuyunca tarihte seyahat eden bir olgunun farklı yüzlerini bir arada görebiliriz.
Şimdiki muktedirlerin zihniyetini anlama adına Tukididis'in Peloponez Savaşı kitabındaki Melosların Diyaloğu bana ilham veriyor.
Fun fact: Wikipedia'nın 15 Temmuz sayfasında 2041 edit savaşı yaşanmış. %89'unu 10 kişi yazmış.
Not-so-fun fact: Yarın AI'lar tarih yazacak ve kim yazdığını bile bilemeyeceğiz.
Devamı için 👇👇👇
Napoleon 'Tarihi muzafferler yazar' demiş. Peki dijital çağda muzaffer kim? Wikipedia'yı en çok edit eden mi? AI'ı eğiten şirketler mi? Sessizleştirilenler yapay zeka çağında nasıl hatırlanacak?
Bir fikir egzersizi için buyrun 👇👇👇 Haftasonu okuması niyetine 😊
İbn Atâullah İskenderî’nin (k.s) Hikem-i Atâiyye adlı vecizelerini okurken, tasavvufi açıdan ruhani olgunlaşmaya dair bir beyte rastgeldim. Benzer manların benzer kelimelerle ifade edilmesi çok ilgimi çekti.
Suriye’de gelişen hadiseler mahruti bakış gerektiriyor. Gündelik haber takibi ile gizlenen çok meseleler sistemli analizlerle ve karşılaştırmalarla görünür kılınabiliyor. Alevi katliamı üzerine yazılmış bu Colani’nin portresi yazısı hala güncelliğini koruyor. İlgilisine 👇
- Faşizmin oyun kitabı,
- faşizm dönemi soykırıma maruz kalanların yaşadıkları,
- faşist uygulamlarının sorumluları,
- faşizm sonrası toplumların rehabilitesi
Konularına ilgiliyseniz ve orjinal kaynak arayışı içindeyseniz; Olayların dili sizin için özel bir seçki hazırladı. Buyrun ücretsiz 👇
Toplumun en ufak kurumu olan ailede; en geniş yapı olan devlete kadar hafızamız nasıl şekillenir? Hafıza zinciri ile gelenek nasıl korunur? Travmaya sürecinde soykırıma uğrayan topluluklar hafızanın iyileştiricileğini nasıl kullanabilir? Eğer bu sorular ilginizi çekiyorsa bu seçki tam size göre 👇
“Oğlum, sistem senin TC’ni görünce kilitlendi, polis çağırdı. Her ne yaptıysan… bil ki bu devlet size bu ülkede iki koyunu alıp sattırmaz.”
O an anladım ki, “mahkeme”nin kararı değil, “hafıza”nın damgasıydı esas olan.“
www.patreon.com/posts/134121...
It’s a storytelling podcast and here is why I tell these stories 👇
open.substack.com/pub/islamand...
Her iktidar kendi gerçekliğini inşa ederken, her toplumsal travma da kendi hafızasını kurar. 15 Temmuz sonrası süreci mekanik siyasi analizlerle anlatanlar yerine; propaganda dilini, kişiliksizleştirme eylemlerini, toplumsal hafızayı, savunma mekanizmalarını ele alan yazıları faydalı buluyorum. 👇👇👇
"Çocuk-meşreplilik" yazısına gelen bir yorumda Jung'un oyun bahçesi ve Hristiyan teolojisi referans alınarak denge çağrısı yapılmış.
Bu yazı, farklı düşünce geleneklerinin kavramları nasıl farklı anladığını göstererek metodolojik ayrımı ortaya koyuyor ve kavramsal çerçeveleri berraklaştırıyor. 👇👇👇👇
Ne zaman yazıldığından bağımsız aşağıdaki olgunun tespiti için arşivlik bir perspektif sunuyor: 👇
"Türkiye Cumhuriyetini ele geçiren soykırımcı örgüt tüm muhalif kesimleri, onların da aymazlık ve bölünmüşlüklerinden istifade ederek, eze eze saltanatını devam ettiriyor."
Devlet nedir? Nasıl Çalışır?
“Çocukken;
çocuk gibi konuştum,
çocuk gibi düşündüm,
çocuk gibi davrandım,
çocuk gibi akıl yürüttüm.
Yetişkin olduğumda,
çocukça yolları arkamda bıraktım.”
(1 Korintliler 13:11)
Bugün aynı anda hem medeniyet kompleksi, hem ruhani hamlık, hem de dijital bağımlılıkla karşı karşıyayız. Her yeni çağ, kavramın anlam tabakalarına yeni katmanlar ekliyor - tıpkı üst üste yazılmış bir palimpsest gibi.
İnsan nasıl olgunlaşır?
Günümüz dijital çağı bir düzlem daha açıyor - insan-teknoloji etkileşiminde beliren yeni çocukluk formları: Sosyal medya narsisizmi, entelektüel sathîlik, algoritmik manipülasyon… Gottschalk’ın “terminal benlik” dediği bu çocuklaştırıcı formlar, önceki düzlemleri silmiyor, aksine üst üste biniyor.
Nursi’de çocuk-meşreplik, yatay düzlemde medeniyetler arası karşılaşmadan doğar- Batı karşısında aşağılık kompleksiyle kendi değerlerini yitiren “sakallı çocuklar.” Gülen’de dikey düzlem de eklenir- bireyin iç dünyasında ve sosyal ilişkilerinde ortaya çıkan ruhani hamlık, “çocuk ruhlu sergerdanlar.”
İslami düşünce geleneğinde kavramlar/manalar zamanda seyahat ederler. Bazen aynı mana farklı lafızlarla bazen aynı lafız yeni anlam katmanlarıyla karşımıza çıkar. Bir geleneğin temsicileri aynı kavramı zamanın ruhuna göre yeniden yorumlayabilir. Bu yazı “Çocuk-meşreplilik”in mikro evrimini sunuyor
Tıp literatürüne yeni bir hastalık daha girdi: “ChatGPT Psikozu”.
“Birçok ChatGPT kullanıcısı, paranoya, sanrılar ve gerçeklikten kopmalarla karakterize edilen ciddi zihinsel sağlık krizlerine dönüşen takıntılar geliştiriyor. Bu durum, ailelerin dağılmasına, iş kaybına ve evsizliğe yol açıyor.”
Bu son yazının ilham kaynağı olan tespit. Sosyal/psikolojik olguları anlamlandıramayınca dini referanslarla birbirimizi suçlamayı tercih ediyoruz. Biraz geri çekilip soğukkanlı bir şekilde olan biteni okumaya çalışmak bazen tarafları bir çizgide buluşturabilir, eğer insaf duygusu hala varsa.Teemmel!
“En şeffaf su, en sığ sudur. Derinlik, belirli bir opaklığı gerektirir. Kurumlarımızın ve ilişkilerimizin derinliğini korumak istiyorsak, her şeyi herkese açma takıntısından kurtulup, gerçek kurumsal dönüşümü içeriden inşa etmemiz gerekiyor.” 👇👇👇👇 🆓🆓🆓
“Sivil toplum kuruluşlarının en değerli varlığı, kurumsal hafızalarıdır. Bu hafıza, sadece bilgi birikimi değil, aynı zamanda değerler, ilkeler ve örtük bilgi deposudur. Sosyal medya teşhirciliği, bu hafızayı fragmente ederek, kurumun devamlılığını tehdit ediyor.. özenle örülen güven ağını yırtıyor.