Oysa annelik, ne kadar doğal görünse de duygusal olarak çok ağır bir yolculuk. Sağlıklı bir toplum için annelerin yükü hafifletilmeli, yalnız bırakılmamalı. Dilerim sosyal destekler ve kamu hizmetleri annelerin yanında olsun #AnnelerGünüKutluOlsun
Posts by Selvinaz Çınar Parlak
Annelik, zıt duyguların yeri. Hem bağrına basmak, hem uzaklaşmak istemek… Sevgiyle yorulmak, sabırla tükenmek… Bu ambivalans çoğu zaman derin bir suçluluk duygusu bırakır geride. Anne olmak, sadece çocuğu değil, kendi içini de taşımaktır.
10. Toplumsal çöküşte umutsuzluk normaldir ama teslim olmak şart değil. Anlam aramaya devam et. Yalnız kalma, dayanış. Bilgilen, üret, doğaya çık. Küçük de olsa etki yarat. Umut, bazen sadece vazgeçmemektir.
9. Bugün yaşadığımız sorunlar bireysel değil, kolektif travmalardır. Ve bu travmalardan ancak topluca iyileşerek çıkabiliriz.
Unutmayalım:
Adalet, yalnızca mahkemede değil, zihinlerde de başlar.
8. Çözüm:
Bu psikolojik çöküşten çıkmanın yolu sadece politik değil, psikososyal bir dönüşümle mümkündür.
• Dayanışma
• Hak arama bilinci
• Etik değerleri savunma
• Umudu örgütleme
7. Bu düzenin mağduru olan bireyler kadar, susanlar da etkilenir. Çünkü herkes sistemin adaletsizliğini bilir ama bir şey yapamamaktan dolayı vicdan çatışması yaşar.
6. Sürekli travmatik olaylar yaşayan bir toplumda öfke, kaygı, çaresizlik ve tükenmişlik artar.
Bir süre sonra insanlar “duyarsız” hale gelir ya da içten içe yanar. Bu, toplumsal bir tükenmişlik sendromudur.
5. Hukuksuzluk ve haksızlık karşısında insanlar 3 şekilde tepki verir:
• Göç eder
• Apolitikleşir
• Radikalleşir
Hepsi de uzun vadede toplumun sağlıklı işleyişini bozar.
4. Adalet duygusunun zedelenmesi, toplumu kutuplaştırıyor.
Artık olaylar değil, “kim yaptı” önemli hale geldi. Bu da sosyal ilişkileri zayıflatıp empatiyi yok ediyor. Gerçekte ne olduğu önemini yitirdi.
3. Liyakatın yok sayılması, özellikle gençlerde büyük bir motivasyon kaybına yol açıyor.
Çalışmak, üretmek, gelişmek artık değerli hissettirmez. Çünkü ödüllendirme değil, "yakınlık ilişkileri" belirleyici hale geldi.
2. Güvensizlik ve belirsizlik, insanların kurumsal yapılara olan inancını ve güvenini yıkmaktadır.
“Ne yaparsam yapayım değişen bir şey olmayacak” düşüncesi yaygınlaşmaktadır. Bu umutsuzluğa ve toplumsal depresyona neden olur.
Ülkemizde adaletsizlik, liyakatsizlik, adam kayırma ve hukuksuzluk artık sadece politik değil, ciddi bir "psikolojik sorun" haline gelmiş durumda.
Bu süreçlerin toplum ruh sağlığı üzerindeki etkilerine bakalım. 👇
23 Nisan depremi, toplumsal bir uyarı olarak görülmeli. bizi saray rejiminden kurtaracak tek bir “yaşam üçgeni” var: örgütlenme, dayanışma, mücadele.
Mahmut Tanal, haksız yere tutuklanan gençler için Adalet Bakanlığı önünde özgürlük nöbeti başlattı.
Mahmut Tanal, haksız yere tutuklanan gençler için Adalet Bakanlığı önünde özgürlük nöbeti başlattı.
Mahmut Tanal, haksız yere tutuklanan gençler için Adalet Bakanlığı önünde özgürlük nöbeti başlattı
"Kapitalizm, iki zenginlik kaynağını yok etme eğilimindedir:
Doğa ve insan!"
#KarlMarx
Gençleri serbest bırakın!
Gençleri serbest bırakın!
Gençleri serbest bırakın!
Gençleri serbest bırakın!
Gençleri serbest bırakın!
Gençleri serbest bırakın!
Gençleri serbest bırakın!
Gençleri serbest bırakın!
Gençleri serbest bırakın!
Gençleri serbest bırakın!
Evlatlarımızın hepsi serbest kalana kadar baska gündemim olmayacak
#CocuklarımızıSerbestBırakın
Bireylerin tercih etmedikleri kimliklerin zorla dayatıldığı bir toplumsal sistemde yaşamak zorunda kalmalarını istemiyorum. Hep birlikte güvende hissedeceğimiz bir dış dünya için politikayla ilgileniyor ve aktivizmi önemsiyorum.
Ben bir psikolog olarak adil bir sosyal yapı için etkili bulduğum politik eylemlerde aktif rol almaya çalışıyorum. Eşitliğe önem veriyorum, ırkçılığa karşı duruyorum, homofobiye karşı trans insanların güvende hissetmesini önemsiyorum.
Bu eğilim bireyin edilgen bir konum alıp başına gelenleri kabullenmesine, teslim olmasına ve sorumluluk almasına engel oluyor. Günümüzde kapitalizmin en güçlü ideolojik silahı bireyci psikolojidir.
Ana akım psikoloji birey dış dünyaya odaklandığında- örneğin bu toplumda baskı altındayım diye düşündüğünde bunu bir düşünce bozukluğu olarak ele alma eğilimdedir. Popüler psikolojiye göre dışarıyı değiştirmeye çalışmak ruh sağlığını bozmaktadır.
Terapi aktivisttir. Psikoterapi insanın geçmişin ve koşulların kurbanı olmadığını, iyi seçimler yapabileceğini ve hayatını kontrol edebileceğini gösterir. Bireyi aktif konuma taşır. Sağlıklı yetişkin çevreyi dönüştürür ve iyi hissedeceği ortamı yaratabilir.
"Aşık olamıyorsan,
dans edemiyorsan,
şarkılar mırıldanamıyor,
ıslık bile çalamıyorsan,
ne anlamı var ki
aklı başında olmanın?"
#RobertCrichton
Amerika'lı yazarın aramızdan ayrılışının 32. yılında saygıyla..
Ruhsal büyüme olanı kabullenmekten, acıyı hissetmekten ve sonra yaralarını kendi başına onarabilmekten geliyor.
Bütün ilişkiler hüsran ve kırgınlık barındırır. Sevgi dolu bir yakınlık evrendeki en güzel deneyimdir. Ancak incinmekten korkmadığımızda, ötekine değil kendimize güvendiğimizde şu kaotik dünyadaki en güçlü ve güzel duyguyu aşkı, sevgiyi hissedebiliriz.
Dışarıda acımasız bir rekabetin olduğu kapitalist toplumda insanın duygusal ihtiyaçlarını karşılayacak 'iyi yaşam' ancak kendi evinde sağlanabiliyor. Belki de bu nedenle aşktan, evlilikten beklentiler gittikçe artıyor. Oysa yoksun bırakan sistem.
Sağlıklı insan sürekli iyi hissetmez. Izdırap varsa acı çeker, haksızlığa öfkelenir, suç varsa hesap sorar. Terapiyle yatıştırılmaz sahici duygular.
Duyarsızlaşmak kapitalizmin patolojisidir.
Yaşamak istenen hayatla gerçek hayat arasındaki fark niye bu kadar fazla? Antidepresan kullanımı, bağımlılıklar niye artıyor? İlişkiler niye sürmüyor? Çünkü 'benim bundan çıkarım ne?' diye düşünür olduk. Kapitalizm sevme yetimizi felç ediyor,bencilleşiyoruz
Gerçek aşkın karşılığında hiçbir şey beklemeden vermek olduğunu, bu fedakarlığın asla değersiz hissettirmeyen, kıskanmayan, övünmeyen, gururlanmayan bir hali olduğunu düşünüyorum. Kapitalizm gerçek aşkı kaybettirdi ve bu sistemde yürekten vermek mümkün değil.