Nazi kamplarına yerleştirilen muzır yurttaşlar yani “dışarıdakiler”, insanlar olarak değil, Hitler’in ilan ettiği gibi, “bitler olarak”, çıplak hayat olarak yakıldılar. Peki bugünün “içeri alınmalar”ı Foucault, Agamben ve Arendt gözüyle ne anlama gelir?
Bekir Demir yazdı.
Posts by Corpus Dergi
Her Şeyin Şafağı bir bilim kurgu romanı gibi okunsa da, asıl kurgusal olan, insanlık tarihine dair yerleşik anlayışımızdır. Peki Steven Pinker, Jared Diamond, Francis Fukuyama veya Yuval Noah Harari’den farklı olarak sunduğu nedir?
Giulio Ongaro'nun makalesini Yaren Gökdağ çevirdi.
İktidarlar, özellikle de otoriter olanlar, varlıklarını ciddiyet, saygı ve sorgulanamaz bir yanılmazlık halesi üzerine inşa ederler. Lider kutsaldır, devlet ulvidir ve bu düzenin sorgulanması en büyük günahtır. Arendt'in dediği gibi, otoritenin en büyük düşmanı kahkahadır.
Ece Duru yazdı.
Eğer teatrallik, bir başkasının bakışına teslim olmaksa, radyo oyunlarında teatrallik, bu kez başkasının işitme algısına yapılan vurgudan doğar.
Elif Çongur yazdı.
Finn ve Jake’in dünyası, absürdün yalnızca bir eğlence değil, başka bir toplumsallığın denemesi olduğunu gösterir. Bu dünya, Gezi’deki mizahın ve 19 Mart sürecindeki yaratıcı pratiklerin hatırlattığı şeyle yan yana düşünülmez mi?
Emin Çelik yazdı.
Depremlerde, yangınlarda, sellerde ortadan kaybolan devlet, söz konusu olan Manifest, Mabel Matiz veya Akbelen olduğunda nasıl birden türeyiveriyor? Peki bu, zafiyet değil de, kapitalist birikim stratejisinin bir parçası olabilir mi?
Cem Oto yazdı.
Corpus Dergi, Bilkent Üniversitesi PhilFest’te!
🗓️ 27 Eylül’de gün boyunca konuşmalar, söyleşiler ve etkinliklerle Bilkent Üniversitesi Felsefe Şenliği’nde buluşalım!
🎉 Özel ürünler, sürpriz yarışmalar ve dolu dolu içeriğiyle Corpus Dergi standına uğramadan geçmeyin.
Edward Said'in etik hümanizmi Gazze soykırımı bağlamında “bugün” ne anlama gelir? “Kurbanlar” söylemi içerisinde, ezen ile ezilen, sömürgeleştiren ile sömürgeleştirilen arasındaki bariz etik ayrımı nasıl koruyacağız?
Ussama Makdisi'nin makalesini Zeynep Sude Sönmez çevirdi.
Marksizmin üç ölümcül günahı metodolojik kolektivizm, işlevsel açıklama ve diyalektik çıkarımdır. Marksistlerin hedefi Marksizmin sönümlenmesi mi olmalı? Kısa ve orta vadede bunun olacağına veya olması gerektiğine inanmıyorum.
Jon Elster'in makalesini Irmak Yücelten çevirdi.
Lise yıllarımda, Joyce’un modernist yazı tekniklerinin ne olduğunu henüz bilmezken, bu teknikleri Oğuz Atay’da okuyup severek başlayan merak, Atay’ın Joyce’u nasıl, nerelerde kullandığına, nerelerde ona göz kırptığına yıllar boyu dikkat ederek sürdü benim için.
Armağan Ekici yazdı.
Çağdaş mimarlık, Gehry, Hadid ve diğer “star mimarlar”, sıradan insanların hayatlarını iyileştirmekten çok, elitler için devasa projeler üretmekle meşgul. %99 için ihtiyacımız olan, tam da o “b*ktan” yapılar.
Alex Cocotas'ın makalesini Ece Belamir Köse çevirdi.
Oğuz Atay, toplumsal yaşamı baştan aşağı bir “kötü oyun” örneği olarak çizer. Bu kurguda yaşama katılmayı reddeden oyun kişileri, sığ buldukları dünyayı dışlayarak, bu dünyanın yozluğuna bulaşmadan yaşayabilecekleri oyun dünyaları kurgularlar.
Elif Çongur yazdı.
1850’lerde Amerika’da ortaya çıkıp hızla Avrupa’ya yayılan bir inanç olan ispiritizmacılık ölülerin ruhlarıyla iletişim kurulabildiğini iddia eder. Bu inanç neredeyse eşzamanlı olarak Osmanlı toplumuna da sirayet etmiştir.
Özgür Türesay yazdı.
Geç Osmanlı bilim tartışmaları, toplumsal iktidar ilişkilerinden bağımsız düşünülebilir mi? İslam ve terakki arasında Ahmet Mithat Efendi ve Münif Paşa’nın metinleri bugüne ne söyler?
Alper Yalçınkaya yazdı.
“Şehvetsiz, hırssız, hatta kıskançsız bir aşk... Nail bir koltuğa yaslandı.” Molla Davutzade, Baha Tevfik, Ziya Gökalp… Geç Osmanlı’da ortak bir entelektüel hayal olarak üretilen duygusuz insanın verimlilikle bağı ne olabilir ki?
Şeyma Afacan yazdı.
En son ne zaman kayboldunuz? Dert etmeyin, insanız sonuçta. Hepimiz hayatımızın birkaç uğrağında kayboluruz ve bir şeylerin bizi gelip almasını bekleriz; belki beyaz atlı bir prens, belki bir merhaba, belki de bir devrim kim bilir.
Nilay Duman yazdı.
Epikuros’a göre değersiz bir evrende yaşamak varoluşsal sancılarımızı hafifletmeli mi? Belki de akıl, zaman ve mekânın uçsuz bucaksızlığını sindirmeye çabalarken bir noktada öyle allak bullak olur ki sarhoşmuşçasına gevezeliğe başlar.
Spencer Klavan'ın makalesini Taha Fatih Altınok çevirdi.
Yeni iktidar biçimleri görünmez bir şekilde işler; sınıfların düzeni, hapishanelerin mimarisi, hatta şehirlerin planlaması ve çalışma günlerimizi düzenleyen programlar içerisinde saklıdır.
Mathew Sharpe'ın makalesini Edanur Yücel çevirdi.
MacAskill, iklim değişikliğinin ötesinde, önemli çöküş veya yok olma riskiyle birlikte gelen üç somut tehlikeyi ele alıyor: dünya savaşları, tasarlanmış salgınlar ve yapay genel zekânın (AGI) ortaya çıkışı.
Peter Wolfendale'ın makalesini Sıla Köylü çevirdi.
Bugün Marksist ortodoksi sığ ezberlerin ötesinde kendi özgün kaynaklarından ve ayağını bastığı özgül bağlamdan beslenerek ayağa dikiliyorsa, bunda hem payı hem de çabası olan kişilerin başında Metin Çulhaoğlu gelmektedir.
Can Soyer yazdı.
Metin abi daima Ankaralıydı. Şehir, onun evi gibiydi. Bir insan evinin içinde nasıl bir rahatlıkla yaşarsa Metin abi de Ankara’da öyle yaşardı.
Gökhan Atılgan yazdı.
Her türden ilgi çekme çılgınlığı o denli yaygın ve mahremiyetin ihlali o kadar umursanmaz hale geldi ki, pek çoğumuz geçmişte mahremiyetin saygısızca ihlali olarak algılanacak şeyleri bırakın önemsemeyi, artık fark etmiyoruz bile.
Rochelle Gurstein'ın makalesini Beyza Aslıhan Güngör çevirdi.
Ekolojik durumun kötüye gitmesinin, demokrasinin çökmesi ve toplumsal yeniden üretimin tehdit altında olmasıyla aynı anda gerçekleşmesi tesadüf değildir… Bir bakıma sermayenin yamyamca yediği yemeğin ana yemeğiyiz.
Nancy Fraser'ın Kupfer ve Stutz ile söyleşisini Ecem Yıldız çevirdi.
Gillian Rose’a göre felsefenin görevi, kapitalizmi ayakta tutan ve adaletsizliği yücelten mitlerle ve kör noktalarla yüzleşmekti. Sonuç, her türlü politik dogmaya düşman bir Marksizm oldu.
Robert Lucas Scott'ın makalesini Berdan Doğan çevirdi.
Raymond Williams'a göre ekoloji ve feminizm gibi toplumsal hareketleri 'sınıf siyasetinin ötesine geçen' hareketler olarak görmek bir 'yanlış yorum’dur.
Andrew Milner'ın makalesini Sümeyye Şahin çevirdi.
Yapmamız gereken bireysel bir 'hayırseverlik kültürü' yaratmak değil, kapitalizmin kurumsal yağma mekanizmasına meydan okumaktır. Peter Singer’ın örneğiyle söylersek, sermaye zaten “boğulan yabancılar” yaratır.
Mathew Snow'un makalesini Cansu Çetintaş çevirdi.
"Gazze’nin kalbinden, yani açlığın tam merkezinden size sesleniyorum. Hiçbir şeyimiz kalmadı. Kanayacak kanımız bile. Dünya, bizi kurtarılmaya değer bulmadan önce daha kaç beden parçalanmalı?"
Serena'nın mektuplarını Musa Yanık çevirdi.
“Seni seviyorum” demek, örtülü bir şekilde “Seni hep seveceğim” demektir. Aşk asla aynı kalmaz, ama aşk, hikâyelere yol açar. Her aşk bir hikâyeye dönüşmek zorundadır.
Francis Wolff'un Octave Larmagnac-Matheron ile söyleşisini Gül Ekici, Fransızcadan çevirdi.
📍 Heybeliada, İstanbul 📍
Şebnem Sönmez ile "Susmakla Konuşmak Arasında", Halki Kültür'de!
🗓️ 27 Temmuz, 19.30
🔗 Detaylı bilgi ve kayıt için tıklayın: corpusdergi.com/etkinlik/sus...