Ve bir yere gitmiyorlar. Oracıkta uyuyorlar. Oracıkta... 💕
Posts by Nihan Kaya
Jean Knox, Archetype, Attachment, Analysis: Jungian Psychology and the Emergent Mind, with a Forward by Peter Fonagy, Routledge, 2003, p. 9
Sadece çocuklarla değil, tüm ilişkilerimizde bilinçdışımız etkili.
çocuğumuzla ilişkimizi etkilemediğini sanıyorsak çok yanılıyoruz.
"It shows that it is not the parent's behaviour but his or her internal world which affects the child's pattern of attachment: the power of the unconscious in relationships is demonstrated for the most sceptical scientist to see." +
Ebeveynin ve çocuğun davranışlarına bakmak yerine "Ebeveyn iyi mi? Mutlu mu? İstediği hayatı ne kadar yaşayabilmiş ve yaşayabiliyor? Potansiyellerini ne kadar gerçekleştirebilmiş?" gibi sorulara odaklanabilseydik ebeveynliğimiz de çocuklar/gençler/bireyler de bugün çok farklı olurdu. Bunların +
Çok sevdiğim psikiyatrist ve psikanalist Jean Knox "Çalışmalar gösteriyor ki çocuğun bağlanma örüntüsünü etkileyen, ebeveynin davranışı değil iç dünyası." diyor ki bu gerçekten çok ilginç. Knox'un da vurguladığı gibi, çocukla ilişkimizde bilinçdışı devrede.
(Pls continue for the original quotation)
Eşimin çalıştığı restoranda bugün 2 yaşında bir bebeğin doğum günü vardı. Pasta kesilmeden önce bebek uyumuş. Uyanmayınca pastayı mutfakta kesip öyle göndermişler herkese.
Bebeklerin uykuları gelince hiçbir şeyi düşünmeden yatıp uyuyabilmeleri çok güzel.
Eşim biraz rahatsızdı, ben de banyodaki el/yüz havlumuzu (o kullanıyor diye düşünerek) kullanmıyordum. Meğer o da bana bulaştırmamak için kullanmıyormuş. Günler sonra dedi ki: "Ben havluyu kullanmıyorum."
"Ben de kullanmıyorum." dedim.
Kullanılmayan havluyu değiştirip duruyormuşum her gün.
Çocuğunuz için yapabileceğiniz en iyi şey, hatalarınızı içtenlikle kabul etmek. Bu hatalar için suçluluk duymaya gerek yok. Bize asıl zarar veren, hatalardan çok, hataların ısrarla yadsınması, meşrulaştırılması. Hata gayet insani, olağan. Hatayı meşrulaştırma ise -değil.
Sevmek, Sevilmek, Cinsellik çıktığından beri Çok Satanlar'da 1 numara. İlginiz için teşekkür ederim. 💕
Nihan Kaya'nın yeni kitabı tüm satış noktalarında! Sevmek, Sevilmek, Cinsellik, nesne ilişkileri kuramının temel unsurlarını herkesin anlayacağı şekilde yeniden yorumlayarak aktaran bir eser.
The need to exert power on someone is a sign of powerlessness, not power.
Birine güç uygulama ihtiyacı, gücün değil güçsüzlüğün göstergesi.
"Your beauty never ever scared me."
🙏🏻💐
Sürekli aldığım türde bir mesaj. Bu cümlenin beni ne kadar çok üzdüğünü/üzeceğini anlayamıyorlar ve bu durum ayrıca üzüyor.
Kadının çirkinliği filmlerde, skeçlerde sıklıkla mizah konusu olurken, aynı mizahın erkek çirkinliği üzerinden hiç yapılmamış ve yapılmıyor olması, ne kadar manidar, değil mi?
Yinelemek isterim: Kimseye güzellik borcumuz yok. Güzel olmak zorunda değiliz. Sevilmek için güzel olmak zorunda da değiliz.
Eşimi arayarak: "Çok korkuyorum."
Eşim: "Savaş çıktı diye mi?"
Ben: "Savaş mı çıktı??" 🥺
Doğru: Ben zorlanıyorum. Çok zor.
Yanlış: Ben onun için neler neler yaptım/yapıyorum. Bana borçlu.
Doğru: Desteğe ihtiyacım var.
Yanlış: O beni çok yoruyor.
Doğru: Öfkelendim. Sabrım taştı.
Yanlış: Çocuğum beni öfkelendirdi. Sabrımı taşırdı.
Çocuk dünyaya getirmek istiyorsak lütfen bunları önceden mutlaka, mutlaka düşünelim. Ve bu tek taraflı emeği göze alamıyorsak, çocuk dünyaya getirmeye dair kendi davranışımızın sorumluluğunu üzerimize alamayacaksak lütfen çocuk sahibi olmama hakkımızı ve özgürlüğümüzü hatırlayalım.
Ne kadar zorlandığımızı istediğimiz kadar ifade edebiliriz ama çocuk büyütmenin faturasını çocuğa çıkarmaya hakkımız yok. Birinden "istediğimiz" bir şey için ona borçlu olabiliriz sadece. Kendi irademiz dışında gerçekleşen şeylerden dolayı borçlu, sorumlu tutulamayız.
Çocuk sahibi olmama hakkınız ve özgürlüğünüz var. Çocuk büyütmek, evet, aşırı derecede meşakkatli. Ama bu şekilde konuşarak kendi davranışımızın sorumluluğunu çocuğa yüklüyoruz; işte buna hakkımız yok. Bir çocuk/evlat için de bu perspektiften daha ağır şey yok. Biz mi yalvardık dünyaya gelmek için?
İki kısım demiştim ama hızımı alamadım. Burada durmam gerekiyor sanırım, yoksa çok uzayacak. (Talep olursa fazlasını seve seve paylaşırım.)
Tırnak içinde yazdığım alıntılar için kaynak: Kadının Hiç (mi) Suçu Yok, Okuyan Us Yayınları, Jess Hill, Çev. Filiz Kurt, Orijinal ismi: See What You Made me Do
“Davranışlara yöneltilen ‘Hayatında seni korkutan biri var mı?’ veya ‘Yaptıklarını veya söylediklerini kontrol eden biri var mı?’ sorusu, şiddetle ilgili sorulardan çok daha derin bir aydınlanmayı getirebiliyor.” Evan Stark, Coercive Control (Zorlayıcı Kontrol) kitabından
kendilerine vurmuş olmasını, diğer bir tabirle, istismarı her ne “gerçek” kılacaksa onu yaşamış olmayı yeğlediklerini söyler. ... Suç gerçekleşene kadar da iş işten geçer." s. 18
bir dil olması ve bu dili sadece tarafların konuşmasıdır. Ters bir bakış, kinayeli bir ton veya buz gibi bir sessizlik, mağduru soluksuz bırakabilir." s. 17
"Birçok mağdur için fiziksel şiddet en az can yakandır. Fiziksel saldırıya uğramamış olan mağdurların neredeyse hepsi istismarcıların
arzularını, utançlarını ve sırlarını istismar aracı olarak kullandığı benzersiz bir olgudur. ... Mağdurun en korku verici deneyimleri polis tutanağına hiçbir zaman işlenemeyebilir, yargıç tarafından hiçbir zaman anlaşılamayabilir. Bunun nedeni, ev içi istismarın yavaş yavaş gelişen, korku verici +
"Kadınların korkması gereken, karanlıkta pusuda bekleyen bir manyak değil, aksine, aşık oldukları erkektir." s. 12
"Ev içi istismar sadece şiddet değildir. Daha kötüdür. Ev içi istismar; failin, partnerinin sevgisinden ve güveninde faydalandığı, onunla ilgili en özel detayları, örneğin, en büyük
Bize hep çalılıkların arkasına saklanmış bir yabancıdan korkmamız öğretildi. İster çocuk olalım ister yetişkin, tehlike hemen her zaman, güvenimizi kazanmış bir insandan, eşten, sevgiliden, yakınımızdan geliyor. Bu konuda data çok açık.
Kadının Hiç (mi) Suçu Yok kitabından iki kısım paylaşacağım:
Dear Santa (2024) filminde çocuk, tacizden korkarak "Yoksa bana dokunacak mı?" diye endişeleniyor. Şeytan da "Sana niye dokunayım ki? Ben şeytanım. Güven duyulan bir akraba değilim." diyor.
Espri üzerinden, iyi belgelenmiş bir gerçek resmedilmiş. Hatırlatılmasında her zaman fayda olan bir gerçek.
Zeka seviyesi düştükçe yaratıcılık seviyesi de düşüyor. Fakat üstün zekalı insanlarda her tür yaratıcılık seviyesine rastlıyoruz.
Şahsi fikrim, zeka ile yaratıcılık arasında bağ olduğu ve doğuştan gelen yaratıcılığı çevre öldürdüğü için zeki insanlarda her tür yaratıcılık seviyesine rastlandığı.