Şiddete, cinsiyetçiliğe, türcülüğe ve her türlü ayrımcılığa karşı edebiyatın ve sanatın diliyle konuşacağımız etkinliğimizde birlikte düşünüp üretmeye davetlisiniz. Sözcüklerin ışığında evlerin, yurtların, dünyanın ve kozmosun kardeşliğini hep beraber arayalım...
Posts by Ahmet Antmen
Bugün blog sayfamda ilk kez bir şiir paylaşıyorum. 2002 yılında SES Şiir Ödülü'ne layık görülen Ayrıksı Otları kitabından paylaştığım şiirin ismi Dün Savaş Bitti.
ahmetantmen.blogspot.com/2025/06/dun-...
sesinde eski zaman köprüleri
yanına sığınsam, bir söğüt andacı
gülümseyip ellerim tutsa çocukluğumu
belki en kapalı notaları kendi kulağınla açsan
alelacele adımlar, bir de bitsin diye sohbetler
umurunda olmasak kimsenin
birer hayalet misali, insanoğlu
çıkarıp atsa tarihinden bizi
(Gölge Oyunu)
sizin de kül kedilerinizi vururlar mı
az bi sıkışınca karnı açlıktan
babasına düş oldu diye, annesine
hem de öz be öz
sizin hiç özünüz kalmadı mı?
ne bileyim,
bir hayalin ortasında
kral çıplak derse külkedisi
prensi de alınır değil mi elinden
(Egeli Bir Külkedisi şiirimden)
mademler tükenmemiştir
düşen kaküllerini cesedin
düzeltiyorsa hâlâ morg görevlisi
bil ki tek başına düşmüştür bu yaşamdan
küslüğü bir dünyaysa
neyi değiştirir
bilmesi üç beş kişinin
(Tanıdım Gidişini isimle şiirimden)
Birçok mecrada alıntılanan bu yazının yayım tarihine kıyasla Saatleri Ayarlama Enstitüsü bugün gündemimizde çok daha fazla yer tutuyor. Onlarcasının arasında bir damlacık olarak okunmasına, başka bir açıdan değerlendirilmesine katkıda bulunduysam ne mutlu.
ahmetantmen.blogspot.com/2025/05/saat...
Lozana laf edip cumhuriyete dalaşanların hepsi sanırsın Osmanlı'da padişah soyuydu, sadrazamdı, saraylıydı.Yüzde 92'si okuma yazma bilmeyen bir devletten bahsediyoruz.Önüne bir antlaşma konulsa çok büyük ihtimal iyi mi kötü mü karar bile veremezdi atalarımız.Özledikleri bu cehalet ve kulluk bilinci.
Hava Hareketleri başlıklı şiirimle yer aldığım Berfin Bahar dergisinin bu sayısı Sait Faik üzerine. Usta isimlerin yazılarıyla örülen dosya konusu, şiirleri ve öyküleri ile ülkemizin en köklü dergilerinden birisi okura cazip bir davette bulunuyor. Okuyalım, okutalım.
www.facebook.com/100034777460...
Mayısın bu üçüncü pazarı için anne temalı şiirimden kısa bir bölüm:
mahallenin hamuruyla büyüdü gözler
bata çıka genişledi çukur
betine benzine kir sıçradı
yıkayarak geçmez bu annelik
öyle sargın bir keder
Karnaval Dergi'de karmaşık bir etkinliği kendi içerisinde bağlantı noktaları inşa ederek değerlendirmeye çalıştım.
Çankaya Cumhuriyet Roman ve Öykü Günleri doyurucu ve zengin içeriğiyle bu denemenin ilk örneği için verimli bir zemin oluşturdu.
karnavaldergi.com/blog/oyku-ve...
Ankaralıların,Ankara'ya yolu düşenlerin,Ankara'da takılıp kalanların;öğrencilerin, memurların, hastaların, yazarların,şairlerin hep farklı bir dönemine,bambaşka veçhelerine denk geldikleri bir mekânı,Gençlik Parkı'nı edebiyat diliyle anlatmayı denediğim yazı:
ahmetantmen.blogspot.com/2025/05/anka...
Bu pazar için şiirimden paylaşacağım alıntı vakitsiz gidip doldurabileceğimizden daha büyük boşluklar bırakanlar için...
"kuşların yanlış çizilmiş kanatlarında
bir düş atımı hakkın var dünyada"
1 Mayıs'ı Bertolt Brecht şiiriyle duyumsamak ve inadına geleceği imlemek:
Yedi kapılı Teb şehrini kuran kim?
Kitaplar yalnız kralların adını yazar.
Yoksa kayaları taşıyan krallar mı?
Bir de Babil varmış, boyuna yıkılan,
kim yapmış Babil'i her seferinde?
Yapı işçileri hangi evinde oturmuşlar
1 Mayıs yaklaşırken Nâzım Hikmet ve Sınıf Edebiyatı üzerine geçmişte yayımlanan bir yazım:
"Yaşlı bir adamı ölümün kederi kapladığında şiirlerimi okusun. İnsanlar 1 Mayıs gösterilerine giderken şiirlerimi okusunlar."
(Nâzım Hikmet)
ahmetantmen.blogspot.com/2025/04/nazi...
Toplumcu ve felsefi kıssalar tarzında yazma çabası verdiğim şiirlerin ilk örneklerinden birisi olarak Dik Yokuş, Sincan İstasyonu dergisinin Mayıs 2025 tarihli yeni sayısında şiir dostlarıyla buluşuyor.
Bu pazar da yıllar önce, 2002'de ödül alan dosyayla aynı adı paylaşan Ayrıksı Otları isimli şiirimin giriş dizelerini paylaşıyorum:
"aynı anda ararsak birbirimizi
meşgule düşer yaşam"
Eren Eren Aysan'ın Çankaya Cumhuriyet Öykü ve Roman Günleri'nde aynı konudaki, pek tabii ki daha geniş konuşmasını dinleme fırsatı buldum. Yazı da tıpkı onun gibi doyurucu bir içerik sunuyor. Öner Yağcı üzerine çok ince ve derinlikli bir noktadan yola çıkıyor.
www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/ere...
Dönülmez faşizmin ufkundayız Vakit çok geç
Can Yücel
Dumanı dağıtacak yıldız-poyraz başladı
Bahar yakın demek ki mevsim böyle kışladı
Can Yücel
Bir şair, iki ayrı şiir ve dizelerin seslediği günler...
Keşke sizin aileniz bir çocuk eksik olsaydı. Ailenin 'o kadar tamına' da hiç gerek yoktu. Ne olursan ol doğ gibi olmuş, hiç normal değil böylesi...
Egemenliğin ulusta olduğu, bütün çocukların kırmızı elmalar gibi güldüğü bir dünya özlemiyle...
Bugünden ilhamla, edebiyatımızın en dalgalı baba-oğul ilişkilerinden birisi üzerine kaleme aldığım bir yazıyı paylaşıyorum:Tevfik Fikret ve Haluk ya da Mazi ve Ati
ahmetantmen.blogspot.com/2025/04/tevf...
Önce Suriye'de sonra Türkiye'de soyunuzu diye paylaşım yapacak tiynette ve zihniyette bir sağlık bezirganı ile aynı ülkede, aynı dönemde yaşamanın mutsuzluğu...Biz cahille sohbeti kessek ne olacak, onların sesi artık her yerde aklımıza ve vicdanımıza tebelleş oluyor.
haber.sol.org.tr/haber/defne-...
çatlıyor
kelebek sepkeni akdeniz
gene de asi bu soğuğa
bağışta bulunmaz mı
kestane kokulu evleriniz
sanırsınız ki kış yağmurudur
pencerenizi tıklayan misafir
oysa her insan
bir kelebek katilidir!
(soğukta çatısız tüm canlara yazdığım Yanılgı şiirinden)
Şimdiye dek çeşitli dergi ve kitaplarda yayınlanan ürünlerimi daha derli toplu bir şekilde muhafa etmek ve söz konusu ürünlere erişimi kolaylaştırmak için bir blog oluşturuyorum. Ürünleri belirli aralıklarla yükleceğim. İlki Can Yücel Şiiri ve İroni üzerine.
ahmetantmen.blogspot.com/p/edebiyat-i...
Bu durum eskiden sanatçıya zor, politikacıya kolaydı. Sanat piyasalaştıkça artık sanatçıya da kolay, hatta belki daha bile kolay...
Bir eski Acem şairi :
«Ölüm âdildir» — diyor,—
«aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»
Hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
Hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü?...
(Ölüme Dair, Nâzım Hikmet)
Nâzım ölümün adil olabilmesi için hayatın da adil olması gerekir, diyor. Aynı şey doğum için de geçerli belki de. Doğumun normal olabilmesi için hayatın da normal olması gerekir.
Iraklı çocuklara ve tabii ki bizimkilere yazdığım bir şiirin sonu söyle bitiyordu:
belki söküldüğü gün hemşirenin sus ikazı
alıp bir de şairden okutacağım
acil yardım günlerini
bir sokağım bugünler türkiyesi’nde
dönme dolaplara bağlandığımdan -ıraklı çocuklara-
nabzımı...tutun
diğer elinizle
...
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
...
(Buluşmak Üzere, Can Yücel)
Basitleştirirsek Kantçı bilinç kontrolümüz dışındaki öncüllere dayalıydı.Yani bilinmez sular maddeyi belirliyordu.Hegel o bilinmezin kendisinin eylemli olduğunu söylüyordu. Bilinçten geleni maddiyat dönüştürüyordu. Bugünü görseler, kaynağın kendisini değil de nasıl kurutulacağını tartışabilirlerdi.
Yıl 2012... Bir Uykusuz dergisi kapağı.