Bu yüzden ülkedeki ve dünyadaki her olay kadınlara her zaman daha da öfkeli bir perspektiften yansıyor ve yansıyacak. Kadınlar her zaman bir direnişle beraber yola çıkıyor zaten, bir gün o bir gün bu.
Posts by Şule
tacize ek olarak bunu da söylediğim hâlde hiçbir şey yapmamışlardı. Bari çıkışa kadar, tramvaya kadar eşlik etselerdi deyip o kadar çok ağlamıştım ki. Bir de küçüktüm o zamanlar ve etraf güvenlik “güçleriyle” doluyken o kadar yalnız hissettiğime nasıl ama nasıl üzülmüştüm.
Lisans vakitlerinde kafamı toplamak istediğim bir akşam Gülhane’de bir erkek tarafından hem sözlü tacize uğramıştım hem de tramvaya kadar takip edilmiştim. Gülhane güvenliği ve parkın dışındaki polisler hâlâ o kişi tarafından takip edildiğim,
Kadınların güvenliği söz konusu olduğunda polisin bu olayların yüzde biri kadar ilgilenmeyeceğini zaten hep biliyoruz, hep konuşuyoruz ve konuşmalıyız da tabii. Benim sadece 19 Mart’tan itibaren toplanılan yerler için bile iki taciz anım var. Bunu idrak edince o kadar üzüldüm, o kadar içlendim ki.
Gülhane Parkı'nda toplanan öğrenciler polis ablukası altına alındı. Erkan Baş polislere tepki gösterdi:
"Kanunsuz iş yaptığını biliyorsun değil mi? Bunun için yüzünü gizliyorsun, insan utanacağı işi yapmaz."
Mahir Polat:
"Silivri'de havalandırmamda küçücük bir yer vardı, betonun içinde küçücük bir oyuk vardı orada 4 yapraklı bir yonca çıkmıştı.
Yaşamın umudu her yerden fışkırıyor."
Elden geleni ve daha da ötesini ciddiye almakla ilgili ama. Belki de zihin yorgunluğunun da payı vardır, çocuk gibiyim. Sabah biri bana büyük görevler verecekmiş de onları layıkıyla yapmam gerekiyormuş gibi hissediyorum.
İlk boykot gününde sabah bir uyandım yıllar önce yapılmış diş dolgum yerinde yok? Çok acayipti, daha önce hiç böyle yersiz bir diş deneyimim olmamıştı. Acil olmadığı için -doğal olarak- dişçiye o gün gitmedim. Büyük ihtimalle boykot için absürt bir heyecan yapmıştım, ondan oldu.
Daha fazla kimseyi bu anlamda tetiklemek istemediğim için malum platforma yazmadım. Burası yakında günlüğüm olacakmış gibi bir his var içimde.
Mahir Polat’ın adını herhangi bir yerde gördüğüm an yüreğim ağzıma geliyor, bir şey oldu zannediyorum. Biliyorum ki benimle birlikte milyonlarca insan da her an bu korkuyu yaşıyor. O hepimizin bir abisi, bir komşusu, bir dostu oldu. Bir insanın gönüllere böyle dokunabilmesi ne nadir bir şeydir.