Advertisement · 728 × 90

Posts by Ender Manisalı

Alman solu başta olmak üzere bütün Avrupa solunun aklı başına iş işten geçtikten sonra, Hitler'in savaş makinesi çalıştığında geldi. Peki bunda, komünistlere "daima şüphe ile bakan" ve onlarla ittifaktan kaçınan sosyal demokratların hiç suçu yok muydu? Asıl büyük günah onlarındı.

11 months ago 0 2 0 0

-Ve komünistler ancak Ağustos 1935'te "komünist olmayan solla" dayanışma yaparak Halk Cephesi kurmaya karar verebildiler.
-Alman komünistler o tarihe kadar diğer solculara ne diyorlardı biliyor musunuz? Sosyal Faşist! Evet, aynen böyle...
-Ve bugün 9 Mayıs, Nazi faşizminin yıkılışı kutlanıyor!

11 months ago 0 0 1 0

-Naziler Ocak 1933'te iktidarı ele geçirdiler.
-27 Şubat'taki Reichtag yangını ile bütün solcuları tutukladılar, özgürlüklere son verdiler.
-1935'e kadar, eşcinsellerden Yahudilere, bütün ırkçı yasaları çıkardılar. +

11 months ago 0 0 1 0

Bu adamların bir de böyle özellikleri var. Teoloji eğitiminin yanı sıra "dünyevi bilgilere" de sırtlarını dönmüyorlar. Felsefe, filoloji, matematik, astronomi ve edebiyat gibi alanlarda da kendilerini geliştiriyorlar. Yani, öbür tarafı düşünürken bu tarafı da ihmal etmiyorlar. Güzel bir şey.

11 months ago 0 0 0 0

Papa 14. Leo üniversitede matematik ve felsefe eğitimi görmüş. Beş yabancı dili çok iyi konuşuyormuş. Latince ve Eski Yunanca da bildiğini söylemeye gerek yok. Önceki Papa Franciscus da üniversitede felsefe ve edebiyat eğitimi gördü. Sonradan papaz oldu. 5-6 dili iyi derecede bildiği söylenirdi.

11 months ago 0 0 1 0

Yine mitingte yarısı söylenen Nazım'ın diğer dizeleri de şöyle:

"Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır."

11 months ago 0 0 0 0

Özel mitingte, "Birileri kavgaya davet etti bizi, davetleri kabulümüzdür" dedi. Sözün aslı öyle değil. Nazım'ın dizeleriyle şöyle: "Burjuvazi kavgaya davet etti bizi, davetleri kabulümüzdür..." Ama bizim CHP burjuvaziyle kavga edecek kadar solcu olmadığından "birileri" diyerek vaziyeti kurtarır.

11 months ago 0 0 1 0

"Davulcu osuruğu" diye bir söz vardır, bilir misiniz? Sürüp giden patırtı gürültü içinde sözlerinizin duyulmaması, bir yerlere ulaşmaması anlamına gelir. Bizim burada yazdıklarımız da işte öyle. İnsanların algı seviyesini okşayan, duymak istedikleri bir şeyler yazmadıktan sonra, ne yazsanız hava!

11 months ago 2 1 0 0
Advertisement

Motivasyonu "para" olan birinden...
Solcu da olmaz. Milliyetçi de olmaz. Muhafazakar da olmaz. İnsanlarımızın anlamak istemediği bu! Halkımızın kısaca "mütayit" dediği müteahhitlerin sağcı partisinin kucağından kalkıp solcu partisinin kucağına oturmak istemiyoruz. Başka nasıl anlatalım?

11 months ago 2 0 0 0

Türk Milliyetçiliği, Soğuk Savaş döneminde kulvar değiştirerek, "antiemperyalist" çizgisinden savrulmuş ve "NATO'cu" bir çizgiye sürüklenmiştir. Bugünkü milliyetçiliğin Ziya Gökalp'lerle bir ilgisi yoktur. Mafya özentisi tiplerin ortalıkta kolayca "milliyetçi" gibi dolaşması bundandır.

11 months ago 1 0 0 0

Bizde siyaset bile "siyaseten" yapılır, pek fazla ciddiye alınmaz. O yüzden bir genel başkanın iki yıl önceki konuşmasıyla şimdiki sözleri arasında tutarsızlık aramak beyhude bir çabadır. Çünkü o lâflar "siyaseten" söylenmiştir. Söyleyeni de muhatabı da daha o gün unutmuştur onları.

11 months ago 1 0 0 0

Türkiye siyasetinde her şey "siyaseten" söylenir, her davranış "siyaseten" yapılır. Sonra da unutulur, çünkü "siyaseten" olmuştur onlar, üzerinde durmaya değmez. Ne demişti Bahçeli Özel'e, hatırlayın: "Birbirimizi kırmıyoruz inşallah. Üzülme! Bazen siyaseten söylememiz gerekenler oluyor."

11 months ago 1 0 1 0

Sosyal demokrasinin asıl görevi "sağa karşı muhalefet" etmek değildir. Sisteme yönelik sol muhalefeti "kabul edilebilir" ve "kolayca söndürülebilir" sınırlar içinde tutmaktır. Bunu zaten bilmeyen yok. Bile bile lades diyoruz. CHP'nin yanındayız ama CHP'li değiliz.

11 months ago 4 0 0 0

Hapishanelerin asıl işlevi, içeriye atılanların değil, dışarıdakilerin iradesini kırmaktır. Bu nedenle, huzursuzluk yaşanan birçok ülkede, cezalar en üst sınırdan abartılarak verilir ve böylece topluma şu mesaj iletilir: "Uslu durun, yoksa sonunuz böyle olur!"

11 months ago 5 0 0 0
Nina Simone - Don't Let Me Be Misunderstood (Official Video)
Nina Simone - Don't Let Me Be Misunderstood (Official Video) YouTube video by NinaSimoneVEVO

1- Bu şarkının Nina Simone'dan dinlenmesi bir zevk meselesi değildir diyerek başlayacağım. Çünkü bu şarkının coverları, onu özgün yapan şeyi bozuyor ve sıradan bir şey dinlemiş oluyorsunuz. Ama bu şarkı Nina Simone söylediğinde sıradan değil. +
#VinoMusq
#VinoCaz

11 months ago 20 1 1 0

Özgürlüklerinden kolayca vazgeçenler,efendilerinin uşakları olurlar !

11 months ago 12 1 0 0
Advertisement

Umarım,bu dalga sönümlenmez..! Aşama aşama büyür..

11 months ago 11 1 0 0

Birbirlerinden çok farklı çizgilerde olsalar da siyasi partilerin insan kaynağı birdir. Aynı sosyolojik tabandan taraftar edinirler. Aynı eğitim ve kültür sürecinden geçmiş kitlelere dayanırlar. Bu özellik küçük Anadolu kentlerinde çok daha fazla göze çarpar. Kolayca parti değiştirmek bu yüzdendir.

11 months ago 1 0 0 0

Türk siyasetinde "babadan oğula" miras diye bir şey yoktur. Baba Hakkın rahmetine kavuştuğunda çocuklarının "o koltuğa" oturduğu görülmemiştir. Öyle olsaydı Menderes, Özal, Erbakan ve Türkeş'in çocuklarına "Gel başımıza geç" diye davet çıkarırlardı. İnönü'nün oğluna bile bin türlü oyun çevirdiler..

11 months ago 1 0 0 0

Bir insan ne zaman biter, biliyor musunuz? Ekonomik, sosyal ve siyasal katmanların üst seviyelerinde oturanların o mevkileri "kendisinden daha fazla hak ettiğini" düşünmeye başladığında... Böyle düşünen biri, artık "birey" değildir, bir "hiç"tir. Yukarıdakileri "efendi" gibi görmeye başlamıştır.

11 months ago 1 0 0 0

Bir toplumda kültürel erozyon başlarsa sadece bir kesimle sınırlı kalmaz; seküleri de muhafazakarı da, sağcısı da solcusu da bundan nasibini alır. Bir tarafın değerlerini yıkan yozlaşma rüzgarı öbür tarafı es geçmez. Ne varsa önüne katıp götürür. Kapitalistleşmenin doğal sonucudur bu. Kaçamazsınız.

11 months ago 3 0 0 0

Mart 2020'den Mayıs 2023'e kadar süren 3 yıllık pandemi süreci bize ne öğretti? "İnsan" denilen canlı, güvenliği için özgürlüklerinden kolayca vazgeçebilirmiş! Gönüllü bir "ev hapsi"nde kıt kanaat yaşamayı kabul edebilirmiş! Dünya kapitalizmi bu testten çok güzel dersler çıkardı. Kuşkunuz olmasın.

11 months ago 1 0 0 1

1975'te katıldığım bir mitingle sol düşünceyi tanıdım. Tam 50 yıl olmuş. O günden bu yana;
-Çağdaş
-İlericl
-Kültürel yönden donanımlı
-Birkaç dil bilen
-Dünyaya açık bir kafası olan
-Demokrasi bilincini içselleştirmiş
bir aydının sola önderlik etmesini bekledim. Hâlâ da bekliyorum.

11 months ago 9 1 0 0

Bir yandan otoriter yönetimlerle mücadele etmeyi kendine görev bileceksin, diğer yandan kendi partinin genel başkanında "liderlik vasfı" arayacaksın! Bu nasıl bir solculuk? Bu nasıl bir özgür kafa? O tarafın çobanına taş atarken, bu tarafta seni güdecek bir çoban arıyorsun.

11 months ago 6 1 1 0

Çağdaş ve ilerici bir düşünce yapısına sahip eğitimli insanlar, üyesi oldukları ya da oy verdikleri partinin liderinde neden "liderlik vasfı" ararlar? Bunu hiç düşündünüz mü? Koca koca kültürlü insanların bilinçaltında yatan bu "lider tapınması"nın sosyokültürel kaynakları nelerdir?

11 months ago 3 1 0 0

Türk siyasi hayatında partilerin "renkleri" farklı olsa da "yapısal özellikleri" aynıdır. Hiçbiri lidersiz yapamaz. Mutlaka bir lider arar. Aksi halde sahipsiz kaldığını düşünür. Doğu toplumları böyledir. Solun bir ucundan sağın öbür ucuna kadar tüm partilerde lider ve ekibi vardır. Gerisi boştur.

11 months ago 4 1 0 0
Advertisement

Özel sektördeki yüzde 7'lik çok düşük sendikalaşma oranına karşılık kamu sektöründe çalışanların yüzde 80'i sendika üyesidir. Anlayacağınız, bizde "işçi sendikacılığı" değil, "memur sendikacılığı" yapılmaktadır. Özel sektör çalışanları "sendikal koruma"dan yoksundur. Birbirimizi kandırmayalım.

11 months ago 7 1 1 0

Bugün 1 Mayıs'ı kutluyoruz. Sloganların ve marşların büyüsünden sıyrılıp istatistiklerin soğuk gerçekliğine baktığımızda ne görüyoruz: Türkiye'de özel sektör çalışanlarının ancak yüzde 7'si sendikalıdır. Kalan yüzde 93'ü "sınıfsal dayanışma"dan yoksundur. Ve biz şimdi neyin bayramını kutluyoruz?

11 months ago 8 1 1 0

Siz bu masallarla avunmaya devam edin. Zararı yok. Moral verir.

11 months ago 0 0 0 0

Fransızların "Rezistans" hareketinden Tito'nun "Partizan" hareketine kadar Avrupa'nın her yerinde Nazilere karşı İngiliz ordusunun silah, mühimmat ve istihbarat desteği vardı.

11 months ago 0 0 0 0