“ama renksiz. Renksiz.”
Posts by Kaan Özer
122 — A. Camus
“Yaşam şimdi başladı, diğer her şey buna hazırlıktı.
Şimdi ne olacak?”
Ve ötekinin ölümünden, kendi ölümümden önce duyulmalıdır.
Boşluk benim tutkuyla bağlandığım ve onunla aramda yarattığım, düşüncesizce kurulmuş bir şeydir. Boşluk, evrene bıraktığımız seslerden çok daha fazlasını çıkaracaktır. Öyledir.
***
Fakat öyle olmadı.
Düşündüm, mektuplardaki ağlayacak olan kişiyi (kökeni bu) tasarladım.
Açıkçası, bir an daha belirsiz hale gelen yüzlerin ve görüntülerin yarattığı boşlukta her şeyi kavramak, anlamak istemem.
Bugün bir bildiri okudum örneğin.
Yirmi sekiz sayfa kadardır ya da otuz.
Orada, insanların birbirlerine söylediği görkemli sözcüklerin “biçimsizliğe” ve tersi durum: haykırmaya kadar uzanan, sonunda duyguların ölümüyle “iyileşen” iki kişiden bahsediliyordu.
Ben ve öteki. Alt ve bütün.
***
Ben —öteki—, kendime ulaşma olanağından, deli yükünden, hiçbir şeye benzemeyen duyguların çelişkisinden, doğanın ve bozulanın etkin öznesinden acı bir görüntüye dönüşüyorum.
Bu bir parçalanma ve —biçimlerin anlaşılmazı küçümseyişidir, öyledir.
***
#babalargünü
İşte: “güvercinde bir ses ablamda bir ses orta çağda bir ses”
04.55: Anladınız mı? Bize kaldı —“ölümün arkasından konuşmak”.
Bir ‘yön’ biçimi olarak
kişiyi, kendisini bütünleyen
çatışmanın sınırında—
iki şey:
bir: yaşama yönelik
—kendisiyle ve
kendisi dışında genişleyen
iki: kişinin ölüm tasarımı
—kendisiyle ve
kendisi dışında genişleyen
(Şimdi. Burada. Yalnız)
“İçinde her şeyin iki tane olduğu, aynı şeyin iki kez ortaya çıktığı bir dünya. Bellek: içinde bir şeyin ikinci kez ortaya çıktığı boşluk.”
Paul Auster —Yalnızlığın Keşfi (65)
Unutkan bellek, (dağılıp savrulma yeri) sessizliğe karşı koyma isteği, dünya hikâyesini tamamlama günlüğü…
Füruzan bir ihtiyaç, bir arzu idi.
Yalom’un (Varoluşçu Psikoterapi kitabı s676) Jung’dan alıntısı:
Anlam birçok şeyi —belki de her şeyi— dayanılır hale getirir.
"Hava seslerle dolu: çekiç sesleri, çakılların üzerinde ezilen adımlar, uğultular ve manevra sesleri."
Rangierer —Jürgen Böttcher, 1984, 22’
"Muhteşem bir gözyaşı döküldü
Kapıdaki çarkıfelekten.
Geliyor güvercinim, sevgilim"
—26
Virginia Woolf
Kendine ait bir oda
Çev.: İlknur Özdemir
Unutmayız,
sadece bir boşluk (terkedilip boşaltılmış bir alan) içimize yerleşir.
Mourning Diary (1979)
Roland Barthes
“Seni seviyorum, fakat açıklanamaz bir şekilde, bir şeyi —objet petit a— senden daha fazla seviyorum. Bu yüzden de seni tahrip ediyorum.”
J. Lacan
Psikanalizin Dört Temel Kavramı
XX (277)
“Söyle bana, Agathe, kalbin uçar mı bazan,” Charles Baudelaire —Kötülük Çiçekleri