😄
Posts by Yiğit Yavuz
Why do we call it a 'turkey'?
Türkiye, Küresel Organize Suç Endeksi’nde 193 ülke arasında 10. sırada
📌 Raporda en yüksek risk “devlet içi aktörler” kategorisinde: 9 puan
📌 Türkiye hem geçiş hem hedef ülke; suç ekonomisi siyasi ve ekonomik bağlantılarla büyüyor
gazeteoksijen.com/dunya/organi...
Kenan Sarıalioğlu'nun 80.yaşı şerefine.
Beyond limits: Croatian freediver's breathtaking record
u.afp.com/SeHZ
Yükzük koyalım adını.
Makine çevirisinin azizlikleri.
Kedidir o.
😔
✍️ Mine Söğüt yazdı:
🔴 Uyuşturucu ile şaibeli mücadele
📌 Suç ve suçlu tanımının hukukta net olarak yapılması sistemin iç dinamikleriyle her şeyi flulaştırmasının önüne asla geçemez
t24.com.tr/yazarlar/min...
Üstesinden gelinemiyor demek yanlış kanımca. Enflasyonla mücadeleden vazgeçildi.
Türkçeyi sonradan öğrenmiş. Eminim ama ispat edemem.
Olmayan şey zedelenmez.
Türkiye gazetesi yazarı Prof. Dr. E. Buğra Ekinci’den cesur bir yazı; “Hoparlör işkencesinin tarihi: Millet müezzin sesine hasret kaldı”… Ne kadar haklı. Gerçekten bugünlerde millet olarak “hoparlör işkencesi” altındayız. Çocukken müezzin sesini zevkle dinlerdim, o müthiş sesi özlüyorum doğrusu..
Frankenstein çevirim yeni baskıya gidecek. Öğrendiğime göre şimdiye dek 88.500 adet basılmış.
İngilizcede telefonu "açmak" ve "kapatmak" eylemi için "pick up" ve "hang up" denmesinin nedeni olan model...
Ahize, yandaki çengele asılıyor.
Büyük kayıp.
Bir süre boş boş baktım, sonra jeton düştü. Rozet takma töreni olsa gerek.
Çevrilen eserleri de “yüzde yüz doğru" anlamak imkânsıza yakındır. “Hatâya mahkûm” olduğumuzun farkında olarak, hatayı “tashih etmesini bilerek,” anlama çabasını sürdürmektir mesele.
"Tercüme demek, anlama demektir" ve 'tam anlamak' imkânsızdır ona göre; Yunus Emre'yi misal göstererek, anadilimizde yazılmış her şeyi de tam anlayamadığımıza dikkat çeker.
Böyle olunca da o cemiyetten alacağı mefhumlarla kendi cemiyetinin fikir hazinesini zenginleştirmesi tabiidir." Nice sonra, 1961 Mart'ında İmece'nin ilk sayısında, çeviri epistemolojisinin veciz özetini yapacak.
“Herhangi bir eser, ana dile geçirilmiş sayılabilmek için bu işi yapanın, müellif zihniyetini benimsemesi, daha doğrusu müellifin mensub olduğu cemiyetin kültür ruhuna nüfuz etmesi lazımdır.
Bakanlığın yayımladığı Tercüme dergisinin 1940 Mayıs'ında çıkan ilk sayısında, çevirinin “mekanik bir nakil hareketi" olmadığını anlatır:
Klasik çevirilerinin hepsinin başında yer alan önsözünde, "Bir milletin, diğer milletler edebiyatını kendi dilinde, daha doğrusu kendi idrakinde tekrar etmesi[nin], zekâ ve anlama kudretini o eserler nispetinde artırması, canlandırması ve yeniden yaratması” anlamına geldiğini söyler.
"Kuvvetli bir kesafetli tercüme devresi geçirmeyen kültürler, rahmetsiz kalmış topraklar gibi kurumaya, verimsiz kalmaya mahkûmdurlar."
Tanıl Bora'nın Hasan Âli Yücel bîyografisinden, Yücel'in çeviri anlayışına dair:
Yücel, birçok vesileyle, çevirinin kültürü geliştiren, canlandıran bir maya olduğunu telkin eder: