Advertisement · 728 × 90
#
Hashtag
#Gastroenteroloji
Advertisement · 728 × 90
Preview
Gece mide yanması yaşayanlar dikkat Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Önder Ekmen, “Uzun süreli ve tedavi edilmemiş reflü, bazı komplikasyonlara yol açabilir.

Gece #mide yanması yaşayanlar dikkat

Uzun süre devam eden gece mide yanmasının #gastrit veya ülserin yanı sıra bazı ciddi hastalıkların da belirtisi olabileceğini söyleyen #Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. #MehmetÖnderEkmen, “Uzun süreli ve tedavi
#Medgündem

www.medgundem.com/gece-mide-ya...
⬆️

0 0 0 0
Preview
Masum mu, tehlike mi? Uzmanlar uyardı: Çocuklarda karın ağrısına dikkat! Karın ağrısı, çocukların hem acil hem gündüz polikliniklerine en sık başvuru nedenlerinden biri. Ancak her ağrı ciddi bir hastalığın habercisi değil. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Nevzat Aykut Bayrak, stres, okul kaygısı ve yanlış beslenmenin çocuklarda karın ağrısını tetikleyebileceğini ve doğru tanının önemini vurguladı. Doç. Dr. Bayrak, “Çocuk gastroenteroloji polikliniklerine başvuran her 10 çocuktan 4’ü karın ağrısı nedeniyle geliyor, acillerde de en sık yakınmalardan biri. Çoğu zaman neden fonksiyonel, bazen de organik olabiliyor” dedi. FONKSİYONEL Mİ, ORGANİK Mİ? TANI ÇOK ÖNEMLİ Karın ağrısının nedenlerini ayırt etmenin kritik olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Bayrak, “Fonksiyonel karın ağrısı uydurma değil, beynin ve bağırsakların birlikte verdiği gerçek bir tepkidir. Çocuklarda bağırsaklar ikinci beyin olarak adlandırılır. Beyin ve bağırsak arasındaki sinir ağı, stres ve duygusal yüklenmelerden doğrudan etkilenir. Bu durum uzun sürerse gerçekten çocuğun dokuları da zarar görebilir. Okul kaygısı, sınav stresi, aile içi durumlar gibi psikolojik etkenler de ağrıyı tetikleyebilir. Yani, çocuğun karnı değil, bazen duyguları ağrır” diye konuştu. BESLENME ALIŞKANLIKLARI KARIN AĞRISINI ETKİLİYOR Süreçle ilgili önemli uyarılarda bulunan Doç. Dr. Bayrak, “Abur cubur ve paketli gıdalar, çikolata, cips, gazlı içecekler karın ağrısını tetikleyebilir,  sebze ve liften fakir beslenme ise kabızlığı artırarak tabloyu ağırlaştırabilir. Beslenmeye dikkat etmek şart. Karın ağrısı çocuğu gece uykudan uyandırıyorsa, oyununu bırakmasına yol açıyorsa, kusma, dışkıda kan görülüyorsa veya çocuk yeterli büyümüyorsa söz konusuysa mutlaka detaylı araştırılmalı. Bunlar altta yatan ciddi hastalıkların habercisi olabilir” ifadelerini kullandı. TEDAVİ VE ÖNLEM Doç. Dr. Bayrak uyarılarını söyle tamamladı:“Fonksiyonel karın ağrılarında tedavinin amacı ağrıyı tamamen yok etmek değil, çocuğun yaşam kalitesini arttırmaktır. Tedavide en güçlü ilaç sabır, anlayış ve güven duygusudur. Çocuğun kaygısını azaltmak, doğru ve düzenli yaşam tarzını desteklemek çoğu zaman en etkili tedavidir. Altta yatan bir hastalık varsa, nedenine yönelik tedavi ve beslenme düzenlemeleri uygulanmalı. Uyku düzeni, beslenme ve yaşam şekli değişiklikleri ile kaygı yönetimi bu süreçte kritik. Her karın ağrısında bir hastalık aramak yerine, öncelikle çocuğumuzun hikâyesini dinlemek unutulmamalı” Doktor Maaşları 2026 Zamlı Rakamlar! Yeni doktor maaşları ne kadar? Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR #haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews

Güncel News press Masum mu, tehlike mi? Uzmanlar uyardı: Çocuklarda karın ağrısına dikkat! #ÇocukSağlığı #KarınAğrısı #Gastroenteroloji #SağlıkTavsiyesi #Aileİlişkileri

0 0 0 0
Preview
Hem mideyi hem bağırsağı bozuyor! Geçmeyen ishale yol açıyor İshal denince akla ilk olarak “mikrop kaptım” düşüncesi gelse de gerçek neden çoğu zaman gözden kaçabiliyor. Özellikle yaz sıcaklarıyla birlikte artış gösteren vakalarla ilgili Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Sarıkaya’dan ezber bozan bir uyarı geldi. Aman içmeyin: Tuvaletten 3.000 kat daha kirli olduğu açıklandı! “İshalin nedeni her zaman mikrop değildir” diyen Prof. Dr. Sarıkaya; laktoz intoleransı, gluten hassasiyeti veya sindirim sistemi bozukluklarının da bu tabloya yol açan sinsi nedenler olduğunu belirtti. İSHAL BİRÇOK NEDENE BAĞLI OLARAK GELİŞEBİLİR İshalin çok sayıda gevşek ve sulu dışkılama olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Sarıkaya, “Genellikle bakteriler, virüsler ve parazitler ishale neden olan mikroorganizmalardır. Ancak mikroorganizmalar dışında besin alerjileri, laktoz intoleransı, gluten hassasiyeti, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, irritabl bağırsak sendromu ve pankreatik enzim yetmezliği gibi durumlar da ishale neden olabilir” diye konuştu. Telefonunuzu 00.00-5:00 arası şarj etmeyin! Sebebi herkesi şaşırttı AKUT VE KRONİK İSHAL FARKLI DEĞERLENDİRİLİR İshalin süresine göre ikiye ayrıldığının altını çizen Prof. Dr. Sarıkaya, “Akut ishal genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçer ve iki haftayı aşmaz. Kronik ishal ise dört haftadan uzun sürer. Bu durumda altta yatan nedenleri tespit etmek için ileri tetkikler gerekir” ifadelerini kullandı. TANI İÇİN DIŞKI TESTLERİ VE İLERİ İNCELEMELER İshal tanısında dışkı testlerinin önemine değinen Prof. Dr. Sarıkaya, “Dışkı testleriyle etken mikroorganizma belirlenebilir. Ayrıca dışkıda lökosit ya da yağ varlığı da ölçülür. Gerektiğinde dışkı kültürü yapılır. Sıvı ve elektrolit kaybını belirlemek için biyokimyasal testler uygulanır. Kronik ishalde ise gastroskopi ve kolonoskopi gibi ileri tetkikler yapılabilir” dedi. İshalden korunmak için en etkili yöntemin el hijyeni olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sarıkaya, “Yemeklerden önce ve sonra, tuvalet sonrası mutlaka eller bol sabunlu suyla yıkanmalıdır. Seyahatlerde pişmiş gıdalar tercih edilmeli, açıkta satılan veya uzun süre bekleyen yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Şişe suyu kullanılmalı ve buzdan uzak durulmalıdır” uyarısında bulundu. BESLENMEDE SIVI VE ELEKTROLİT DENGESİ KORUNMALI İshal döneminde beslenmeye özen gösterilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Sarıkaya, “Yağlı, asitli ve baharatlı gıdalardan uzak durulmalı, bol sıvı tüketilmelidir. Su, ayran gibi içecekler tercih edilebilir ancak gazlı içeceklerden kaçınılmalıdır. Yaşlılar ve çocuklar sıvı kaybına karşı daha hassastır, bu nedenle rehidratasyon solüsyonları kullanılabilir” bilgisini verdi. Son olarak probiyotiklerin bağırsak florasının yeniden dengelenmesinde yardımcı olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Sarıkaya, “Ağır durumlarda ateş, karın ağrısı gibi belirtiler varsa bakteriyel kaynaklı olabilir. Bu durumda mutlaka doktora başvurulmalı ve uygun tedavi planlanmalıdır” diye konuştu. Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR #haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews

Güncel News press Hem mideyi hem bağırsağı bozuyor! Geçmeyen ishale yol açıyor #ishal #mide #bağırsak #sağlık #gastroenteroloji

1 1 0 0
Preview
Hastalığınız geçmiyorsa dikkat! Sebebi tüm ezberleri bozdu İshal denince akla ilk olarak “mikrop kaptım” düşüncesi gelse de gerçek neden çoğu zaman gözden kaçabiliyor. Özellikle yaz sıcaklarıyla birlikte artış gösteren vakalarla ilgili Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Sarıkaya’dan ezber bozan bir uyarı geldi. Aman içmeyin: Tuvaletten 3.000 kat daha kirli olduğu açıklandı! “İshalin nedeni her zaman mikrop değildir” diyen Prof. Dr. Sarıkaya; laktoz intoleransı, gluten hassasiyeti veya sindirim sistemi bozukluklarının da bu tabloya yol açan sinsi nedenler olduğunu belirtti. İSHAL BİRÇOK NEDENE BAĞLI OLARAK GELİŞEBİLİR İshalin çok sayıda gevşek ve sulu dışkılama olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Sarıkaya, “Genellikle bakteriler, virüsler ve parazitler ishale neden olan mikroorganizmalardır. Ancak mikroorganizmalar dışında besin alerjileri, laktoz intoleransı, gluten hassasiyeti, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, irritabl bağırsak sendromu ve pankreatik enzim yetmezliği gibi durumlar da ishale neden olabilir” diye konuştu. Telefonunuzu 00.00-5:00 arası şarj etmeyin! Sebebi herkesi şaşırttı AKUT VE KRONİK İSHAL FARKLI DEĞERLENDİRİLİR İshalin süresine göre ikiye ayrıldığının altını çizen Prof. Dr. Sarıkaya, “Akut ishal genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçer ve iki haftayı aşmaz. Kronik ishal ise dört haftadan uzun sürer. Bu durumda altta yatan nedenleri tespit etmek için ileri tetkikler gerekir” ifadelerini kullandı. TANI İÇİN DIŞKI TESTLERİ VE İLERİ İNCELEMELER İshal tanısında dışkı testlerinin önemine değinen Prof. Dr. Sarıkaya, “Dışkı testleriyle etken mikroorganizma belirlenebilir. Ayrıca dışkıda lökosit ya da yağ varlığı da ölçülür. Gerektiğinde dışkı kültürü yapılır. Sıvı ve elektrolit kaybını belirlemek için biyokimyasal testler uygulanır. Kronik ishalde ise gastroskopi ve kolonoskopi gibi ileri tetkikler yapılabilir” dedi. İshalden korunmak için en etkili yöntemin el hijyeni olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sarıkaya, “Yemeklerden önce ve sonra, tuvalet sonrası mutlaka eller bol sabunlu suyla yıkanmalıdır. Seyahatlerde pişmiş gıdalar tercih edilmeli, açıkta satılan veya uzun süre bekleyen yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Şişe suyu kullanılmalı ve buzdan uzak durulmalıdır” uyarısında bulundu. BESLENMEDE SIVI VE ELEKTROLİT DENGESİ KORUNMALI İshal döneminde beslenmeye özen gösterilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Sarıkaya, “Yağlı, asitli ve baharatlı gıdalardan uzak durulmalı, bol sıvı tüketilmelidir. Su, ayran gibi içecekler tercih edilebilir ancak gazlı içeceklerden kaçınılmalıdır. Yaşlılar ve çocuklar sıvı kaybına karşı daha hassastır, bu nedenle rehidratasyon solüsyonları kullanılabilir” bilgisini verdi. Son olarak probiyotiklerin bağırsak florasının yeniden dengelenmesinde yardımcı olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Sarıkaya, “Ağır durumlarda ateş, karın ağrısı gibi belirtiler varsa bakteriyel kaynaklı olabilir. Bu durumda mutlaka doktora başvurulmalı ve uygun tedavi planlanmalıdır” diye konuştu. Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR #haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews

Güncel News press Hastalığınız geçmiyorsa dikkat! Sebebi tüm ezberleri bozdu #İshal #Sağlık #Gastroenteroloji #Mikrop #BesinAlerjisi

0 0 0 0
Preview
Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç'ten kolon kanseri riskine karşı erken tarama önerisi Dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olan kolon kanseri, erken tanıyla önlenebilen hastalıklar arasında yer alıyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç, kolon kanserinden korunmanın mümkün olduğunu söyleyerek "45 yaşından sonra herkesin mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekiyor" dedi. Kolon kanserinin, dünyada en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu söyleyen Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç, ölüm oranlarında da ilk sıralarda yer aldığını aktardı. Prof. Dr. Bilgiç, "Tıptaki tüm ilerlemelere rağmen kolon kanserinin görülme oranı azalmıyor. Özellikle aile öyküsü olanlar, inflamatuvar bağırsak hastalığı bulunanlar ve ailesel polip sendromuna sahip kişiler daha yüksek risk altında" diye konuştu. KİMLER DAHA ÇOK RİSK ALTINDA? Prof. Dr. Bilgiç, kolon kanseri riskini artıran faktörleri şöyle sıraladı: "Obezite, sigara, alkol, işlenmiş gıdalar, aşırı karbonhidrat tüketimi ve hareketsiz yaşam kolon kanseri için ispatlanmış risk faktörleridir. Buna karşılık lifli gıdalar, yeterli vitamin ve mineral desteği almak koruyucu etki gösterir." KOLONOSKOPİ HAYAT KURTARIYOR Kolon kanserinin erken tanıyla önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bilgiç, düzenli kolonoskopinin önemine dikkat çekerek, "Kolon kanseri açısından riskli bireylerde tarama yaşı, hastalığın ailede görüldüğü yaştan 10 yıl öncesine çekilmelidir. Örneğin ailede 40 yaşında kolon kanseri tanısı konmuşsa, birinci derece akrabalarının 30 yaşında kolonoskopi taramalarına başlaması gerekir. Risk faktörü olmayan kişilerde ise 45 yaşından sonra kolonoskopi şarttır. Eğer polip yoksa 5 yılda bir, polip varsa hastaya göre 1-2 yılda bir tarama yapılmalıdır" diye konuştu. 'ERKEN ÖNLEM ALMAK ŞART' Kolon kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğunu yineleyen Prof. Dr. Bilgiç, "Hiçbir risk faktörü bulunmasa bile 45 yaşından sonra mutlaka kolonoskopi yaptırın. Ailesel risk faktörü inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve ailesel polip sendromu olanlar ise daha erken yaşta doktora başvurmalı" dedi. Kaynak: HABER7.COM #ESHAHABER.COM.TR #haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews

Güncel News press Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç'ten kolon kanseri riskine karşı erken tarama önerisi #kolonkansörü #erken_tarama #sağlık #gastroenteroloji #kanser

0 0 0 0
Preview
Reflü Hastalığında Erken Tanı Hayat Kurtarıyor Toplumda en sık görülen sindirim sistemi rahatsızlıklarından biri olan gastroözofageal reflü hastalığı, her beş kişiden birinde görülüyor. Mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla oluşan reflü, uzun vadede yemek borusunda tahriş, darlık ve hasara yol açabiliyor. En sık görülen belirtiler arasında göğüs kemiği arkasında yanma hissi ve mide içeriğinin ağza gelmesi yer alıyor. Ciddi Komplikasyonlar Gelişebilir Medicana International İstanbul Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Mutluay Soyer, reflü hastalarının bir kısmında endoskopi bulgularının normal olabileceğini, ancak bazılarında ciddi komplikasyonların gelişebileceğini belirtti. Soyer, “Barrett özofagusu reflünün en önemli komplikasyonudur. Uzun süre asit temasına bağlı olarak yemek borusunun alt kısmındaki dokuda değişiklik meydana gelir. Bu durum, yemek borusu kanseri riskini 75 kat artırmaktadır” dedi. Uzman, reflüye bağlı riskleri artıran faktörlerin yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı olduğunu da vurguladı. Uzun Süren Şikayetleri Hafife Almayın Doç. Dr. Soyer, klasik reflü belirtilerinin genellikle doğru bir hasta öyküsüyle tanınabildiğini belirterek şu uyarıda bulundu: “Tedaviyle şikayetlerin azalması tanıyı doğrular. Ancak öksürük, ses kısıklığı, larenjit veya göğüs ağrısı gibi farklı belirtiler varsa ileri tetkikler gerekebilir. Yutma güçlüğü, kilo kaybı ve kansızlık gibi alarm bulguları olan hastalar mutlaka endoskopi açısından değerlendirilmelidir.” Soyer, beş yıldan uzun süredir reflü şikayeti yaşayanlar, 50 yaş üstü bireyler, erkekler, obezite sorunu olanlar ve aile öyküsünde yemek borusu kanseri bulunan kişilerin yüksek risk grubunda yer aldığını söyledi. Yaşam Tarzı Değişikliği Tedavinin Temel Parçası Reflünün kronik bir hastalık olduğunu vurgulayan Soyer, tedavinin yalnızca ilaçla sınırlı olmadığını belirtti: “Tedavide amaç şikayetleri ortadan kaldırmak, yemek borusundaki hasarı iyileştirmek ve olası komplikasyonları önlemektir. Bunun için yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşır. Çay, kahve, çikolata, asitli içecekler, baharatlı ve yağlı gıdalar reflüyü artırabilir. Sigara ve alkol kullanımından uzak durmak, yatmadan üç saat önce yemek yememek, yatak başını yükseltmek ve kilo kontrolünü sağlamak tedavi başarısını artırır.” Erken Tanı Hayat Kurtarıyor Doç. Dr. Özlem Mutluay Soyer, reflü şikayetlerinin uzun sürmesi halinde gastroenteroloji uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti. Erken tanı ve düzenli takip sayesinde hastalığın ilerlemesinin önlenebileceğini, yaşam kalitesinin artırılabileceğini vurguladı.

Reflü Hastalığında Erken Tanı Hayat Kurtarıyor #Reflü #Gastroenteroloji #Sağlık #MideSağlığı #Hastalıklar

0 0 0 0